Tuncel Kurtiz’i Saygıyla Anıyoruz

 

“Apolitik diye bilinen gençlerimizin haklarına sahip çıkmak için verdikleri mücadeleyi yürekten destekliyorum. Onların üzerindeki ölü toprağının kalkması ile, artık bir şeylerin daha güzel olacağı umudunu taşıyorum. Diren Gezi Parkı diren. Çok güzelsiniz. Çok güzelsiniz çocuklar” sözleriyle Gezi direnişinin arkasında duran, direnişi sahiplenen ve destek çıkan devrimci- sanatçı Tuncel Kurtiz’i sonsuzluğa uğurladık.

imagesAltın Koza Film Festivali’nde usta oyuncu ödülünü alırken yaptığı konuşmada sinema yaşamına Yılmaz Güney ile başladığını belirten Kurtiz konuşmasına şöyle devam etmişti: “Hiçbir zaman usta olmayı kabul etmediğimi, her zaman bir öğrenci olduğumu ve her zaman yanlış yapabileceğimi, sezgilere ve insana sonsuz güvendiğimi söylemek istiyorum. Ben bir gezginim. Babamın mesleği nedeniyle Anadolu’yu dolaştım. 14 yaşımda Mersin’in Silifke İlçesi’nde Çukurova’yı tanıdım. Çocuktum ama tanıdım. Toprağı tanıdım, Orhan Kemal’i tanıdım. ‘Avare Yıllar’ ve ‘Baba Evi’ benim kafamda çılgın bir hikaye gibi dolaştı durdu. Daha sonra Yılmaz Güney’i tanıdım. Ve nice Adanalı arkadaşım oldu. Yılmaz Güney ile arkadaşlığımız üniversite yıllarında başladı. Çok farklı bölümlerdeydik ama ikimizde Türkiyemizi, insanlarımız seviyorduk ve solcuyduk. İkimizde rüyası harkülade bir bahçeydi, ikimiz de o genç, cesur, acemi kafamızla diyor ki, ‘500 yıllık bir kapitalizm insanlığı bu hale getirmiştir’ Biz geçmişimizle de hesaplaşarak, önce memleketimizi, insanlarımızı ve dünyayı sevmek zorundayız. Nazım Hikmet 18 yıl benden saklanıldı.

Evet Yılmaz Güney ile üniversite yıllarında tanışmıştık o iki film yapmıştı üstelik. O İktisat fakültesinde okuyordu, bense hukuktaydım. Ben tiyatroyu seçtim, o sinemayı. Ama ikimiz de yazar olmak istiyorduk. Çok güzel hikayeler yazıyordu. Ve ‘Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik’ isimli öyküsüyle Yılmaz, 7,5 yıl mahkumiyetle Yargıtay’a gitti. Geldiği zaman ben ilk filmimi yapmıştım. Ve hemen Yılmaz ile film yapmaya başladık. Ben tiyatrodaydım daha çok ama hep Yılmazlı filmlerde oynadım. Sonra ‘Umut’u yaptık. ‘Umut’ Misis ile Ceyhan Nehri arasında bir rüyadır. O bizim rüyamızdı, defineyi bulacaktık bir gün. Ama böyle mi bulanacaktı define. Sonra ‘Sürü’ye çağırdı beni. ‘İhtiyar’ derdi bana. Ondan sonraki günlerde işte bu iki film bana iki kanat oldu. Avrupa’da gönüllü ve gönülsüz sürgün yıllarımda iş bulmamı sağladı. Yani mesleğimbana çok güzel şeyler verdi, bu arada tabi ki hala arkadaşım olan Yılmaz Güney’i verdi.”

Tuncel Kurtiz, 1 Şubat 1936 yılında İzmit’te dünyaya geldi. Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senarist. Babası Selanik doğumlu bir Türk bürokratı, annesi Boşnaktır.

Marksist kimliğiyle bilinen ve “Komünizmden başka yol varmı?” diyen Kurtiz’in, siyasi fikirleri, üniversite yıllarında netleşti. Üniversitede kısa bir süre hukuk fakültesinde, daha sonra ise filoloji, felsefe, psikoloji ve sanat tarihi bölümlerinde okudu; ancak hiçbirinden mezun olmadı. Hayata hep toplumcu ve pay- laşımcı pencereden bakan Tuncel Kurtiz oyunculuğa ilk olarak 1958 yılında, Haldun Dormen Tiyatrosu’nda sahne alarak başladı. Yurt içi ve yurt dışında pek çok tiyatroda sahne alan başarılı oyuncu İsveç, ABD ve Almanya’da tiyatro kariyerini başarıyla sürdürdü. Yabancı tiyatro ve sinema projelerinde yer alarak yeteneğini ispatladı. Şeyh Bedrettin Destanı, Keşanlı Ali Destanı, Devr-i Süleyman gibi pek çok tiyatro oyununda rol aldı.

Sinemaya üniversite yıllarında tanıştığı Yılmaz Güney’in teşvikiyle girdi. 1964 yılında rol aldığı ve Orhan Günşiray’ın yönettiği Şeytan’ın Uşakları adlı sinema filmi ile beyazperdeye adım atan Kurtiz, sinemadan da bir daha kopmadı. Yeşilçam’ın altın dönemini yaşadığı 60’lı yıllarda peş peşe onlarca filmde oynayan Kurtiz, 70’li yıllarda, sosyal içerikli filmlerde rol aldı. Adını her andığında, gözlerinin dolmasına neden olan yakın dostu Yılmaz Güney ile hep yan yanaydı. Yılmaz Güney’in Sürü, Umut ve Duvar gibi efsanevi filmlerinin de aralarında yer aldığı 50’den fazla filmde rol aldı.

Orhan Kemal’in eserinden senaryolaştırdığı ve yapımcısı olduğu “Bereketli Topraklar Üzerinde” filmi yasak nedeniyle kaçırıldığı yurtdışından 28 yıl sonra getirilip gösterime girebildi.

12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Yılmaz Güney’in ölümüyle memleketine küsüp yurtdışın- da yaşamaya başladı. Türkiye’ye 90’larda tekrar döndü. Devrimci-sanatçı Tuncel Kurtiz, 27 Eylül Cuma günü spor yaptıktan sonra geldiği evinde düşüp başını yere vurarak beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Saygıyla anıyoruz.

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir