Üçüncü Eğitim Genel Toplantısı’nın Ardından

Eğitim çalışmalarını değerlendirmek amacıyla üçüncü genel toplantımızı yaptık. 17 Ekim tarihinde İstanbul’da yapılan toplantıya Ankara ve İzmit’ten arkadaşlar doğrudan, Eskişehir ve Avrupa’daki arkadaşlarımız ise internet bağlantısı yoluyla katıldılar. Adana, İzmir ve Sivas gibi yerlerde düzenli grup çalışmaları yapılamıyor olduğu için arkadaşlarımızdan katılan olmadı.

Hazırlık

Toplantı öncesi eğitim koordinatörü Cemalettin Arkadaş’ın ‘Eğitim Çalışmalarında Durum ve Görevlerimiz’ başlıklı Raporu dergimizin Ağustos sayısında yayınlanmıştı. Rapor eğitim çalışmalarının anlamı, amacı, durumu ve geçmişini tartışıyor, çalışmaların geleceğine yönelik önerilerde bulunuyordu. Rapor önümüze koymuş olduğumuz Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin hedefini; dayandığı devrim, örgüt ve mücadele anlayışını; bu hareketin dünya ve Türkiye Sosyalist Hareketi’ndeki yerini tartışıyordu. Rapor’un ilerleyen bölümlerinde eğitim çalışmalarımızın hangi şartlarda ve nasıl geliştiği ele alınıyor, ardından da eleştirici düşünce, sıra neferi ruhu ve sosyalist yarışma üzerinde durularak, grup çalışmalarının önemine vurgu yapılıyordu.

Eğitim toplantısı hazırlıkları da grup çalışmalarını kalıcılaştırmak ve geliştirmek esas alınarak yapıldı. Toplantıya hazırlanmak için Koordinatör Arkadaş’ın inisiyatifi ve katılımı ile yurtiçi ve yurtdışında düzenli grup çalışması yürüten bölgelerle toplantılar düzenlendi. Toplantılarda tartışılan ana tema; Dayanışma ve Eğitim Hareketi yaratma yolundaki çalışmalarımızda neredeyiz, oldu. Bölgelerin iç sorunları da ele alınarak, olanaklarla zorluklar tartışıldı. Bölgeler Genel Toplantı’ya yönelik tartışmalarını kendi içlerinde sürdürdüler.

Çok daha önce yapılması hedeflenen Eğitim Genel Toplantısı, kalıcı eğitim grupları kurmakta yaşanan zorluklar yüzünden gecikti. Pratikte işlerliği olmayan eğitimin toplantısını yapamazdık. Bu bakımdan Genel Toplantı’ya hazırlık, yalnızca kafaların açılması ve sorunların tartışılması yönündeki gayretlerden ibaret değildi. Sorun; hedefi, heyecanı, iradesi, iddiası, teorik ve pratik çalışması olan kalıcı grup çalışmaları idi. Saflarımızda söz ile eylemin bir olamayışı yüzünden ciddi sorunlar yaşanıyordu. Kimi arkadaşlar ya eğitim adına işin kuru laf kısmına kimileri de sırf aynı şeyleri gelişigüzel tekrar etmeye dayanan ve geliştiricilikten yoksun pratik faaliyetlere kendilerini kaptırmışlardı. Teori ile pratiğin, söz ile eylemin kopukluğu saflarımızda ağır basıyordu. Öyle ki, saflarımıza heyecan içinde katılan ve gelişmeye açık yeni insanlar kısa zaman sonra genele ayak uydurarak geliştiriciliği, iddiası ve geleceği olmayan bir kısır döngü içinde körelmekteydiler.

Eğitim çalışmaları başlangıçta diriliş, yani Hareketimizin tasfiye sürecine girmesi öncesi durumuna dönüş umudu yarattıysa da, bir süre sonra üst üste yaşadığımız başarısızlıklar sonucu bu umut da çok zayıflamıştı. Aldığı kararı uygulamak için irade ortaya koyamamak, verdiği sözü tutamamak, bunları adeta umursamamak, önüne bir hedef olarak koyamamak, gelişmeleri devrimci ilişkileri geliştirecek biçimde doğru rapor etmemek ve birbirine bu anlamda yardımcı olmamak içimizde bir kültür halini almıştı. Hareketimiz gerek içimizden gerek dışımızdan “ümitsiz vaka” olarak görülmekteydi. Durum ve süreç yukarıda işaret ettiğimiz Rapor’da daha detaylı anlatılmaktadır.

Eğitim çalışmalarını İstanbul ağırlıklı başlatmış, ancak geliştirememiştik. Eski kadrolardaki yorgunluk, aşınma ve düzen değerlerine yakınlaşmalar nedeniyle etkili adımlar atamadık. O halimizle kurabildiğimiz ya da saflarımızda tutabildiğimiz yeni ilişkiler ise disipline eski arkadaşlardan dahi çok daha uzak nitelikler taşımaktaydı. Mevcut yenilerle eskilerin bileşimi her iki tarafın da birbirini olumsuz etkilemesi yönünde gelişmekteydi.

Bu durumu zorlu bir iç mücadele içinden geçerek, devrimci özelliklere sahip gençlere ve kadınlara önem vererek aşmaya çalıştık. İstanbul’da eğitim Genel Koordinatörü ile birbirini anlayabilen, gündemine aldığı görevi yapmak için irade koyan, birbiri ile dayanışma içinde çalışan bir kaç kişilik ve tecrübesiz de olsa ne yapacağı belli, sözüne güvenilir bir ekibin yetişmesi sayesinde saflarımızdaki hava değişti. Bu anlamda gelişmeye açık, dinamik ve dediğini yapacak iradeye sahip arkadaşların inisiyatifini destekleyerek önlerini açmaya çalışıyoruz. Biraz tecrübe kazanan ilişkilerin Türkiye Solu’ndaki durağanlık ve kendi içyapımızdaki zayıflıklar yüzünden dinamizmini yitirip bir şekilde gelişmelerin önünde engel hale gelmemesi için dikkat ediyoruz. Hareket içinde samimi, iddialı, iradeli ve güvenilir arkadaşların inisiyatif almasını; sürekli daha dinamik, gelişmeye daha açık ve daha tutarlı arkadaşların desteklenerek öne geçmelerini önemle gözetiyoruz.

Genel Toplantı; işte özellikle bu gençlik ve kadın inisiyatifinin eseri oldu. Genel Eğitim Toplantısı İstanbul çalışmasının toparlanmakta olduğunu gösteriyordu. Bu arkadaşlar toplantıyı hazırlarken eski arkadaşlara, kendi öz gücüne güven temelinde müracaat ettiler. Attıkları adımları Kolektif ile tartıştılar. Bu sayede birinci ve ikinci toplantılardan daha hazırlıklı ve daha donanımlı bir toplantı örgütlemeyi başarabildik.

Toplantı

Tartışmalar canlı geçti. Çoğu 1-2 yıllık Direnişçi geçmişi olan yeni arkadaşların bu tartışmalarda inisiyatifli olması kesinlikle disiplinli ve düzenli grup çalışmalarının bir sonucu idi. Her hafta düzenli toplanan, geniş ve dar tartışma ortamlarında kendilerini yazılı ve sözlü ifade eden arkadaşlar haliyle gelişiyor. İçimizde gençliğe, kadın inisiyatifine ağırlık verme hedefimizde ilerleme sağladığımız görülüyordu.

Çeşitli bölgeler kendi çalışmalarına eleştirici gözle bakarak nerede hatalar yapıp eksik kaldıklarını tartıştılar, durumlarını ve hedeflerini ortaya koydular. Dergi, gençlik ve kadın eğitim çalışmaları tartışıldı. Eğitim ve Dayanışma Hareketi geliştirme yolunda önemli bir görev olarak kültür merkezi açılması konusu ele alındı. Toplantıya Erol Zavar arkadaşla dayanışma yolunda çalışmalarımız hakkında rapor sunuldu. İşçi çalışmasındaki arkadaşlar başka bir konferansları olduğu için toplantımıza katılamadılar.

Raporlar genelde önceden hazırlanıp tartışılabildiği ve arkadaşlar birbirinin çalışması hakkında bilgilenmiş, düşünmüş ve tartışmış olarak geldikleri için tartışmalar canlı geçmekteydi. Raporların yazılması ve tartışılması sürecinin çeşitli nedenlerle uzağında kalmış olan arkadaşlar tartışmalarda haliyle daha az aktif olabildiler.

Toplantının en önemli eksikliğinin zaman darlığı olduğu görüldü. Tartışmalar öylesine canlı geçti ki, katılan arkadaşlar toplantıdan dipdiri ayrıldılar. Toplantıya bir gün değil en az üç gün zaman ayrılması gerektiği ortaya çıktı. İşçi eğitim çalışmalarımızın toplantıya katılamamış olması önemli bir eksiklikti. Bir diğer önemli eksiklik de toplantılara başka görüşlerden insanların katılmamış olması idi. Raporlarımızı onlarla da tartışma olanağı bulabilseydik, bu büyük kazanım olurdu.

Eski arkadaşların bir bölümünün toplantıya ve hazırlık çalışmalarına katılamamış olması da büyük eksikliklerden biridir. Ancak çalışmalarımız düzene girdikçe eski arkadaşlarla bağlarımızın da ilerleyeceğine inanıyoruz.

Toplantı Erol Zavar Arkadaşla Dayanışma çalışmalarımızı; bu çalışmaları koordine eden Arkadaşın Raporu’nu dinleme düzeyinde ele alabildi. Bu konuda Toplantı öncesi pratik bir hazırlık yapılamadı. Ömerlerin mesajını kamuoyunda tartışmak konusunu ise Toplantıda ele alamadık. Eldeki zamanı iyi ayarlayamadığımız için bazı konuları hızla geçmek durumunda kaldık.

Eğitim çalışmalarını mahalli bölgeler, öğrenciler ve işçiler arasında geliştirme kararları toplantıda netleşti. Zaman yetmezliği sebebiyle eksik kalan tartışmaları örgütlü bir şekilde sürdürme kararı alındı. Dayanışma ve Eğitim Hareketi yaratma yolunda İstanbul’da bir kültür merkezi açmak için çalışmaya hız verilecek. İstanbul’daki bölgelerde eğitim çalışmaları disiplinli bir şekilde geliştirilecek. Ankara, uzun bir aradan sonra eğitim çalışması temelinde yeniden bölge çalışmasına başlayacak. Mahalleler, gençlik, kadın, yurtdışı bütün çalışma alanları eğitim faaliyetlerini örgütlü ve pratik etkinliklerle iç içe yürütecek. Yayın faaliyetlerimiz de bunlara uygun olarak daha etkin hale getirilecek.

İç ve Dış Gelişmeler ile Eğitim ve Dayanışma Hareketi

Toplantı sonrası tartışmalar ve hazırlıklar sürüyor. Hiçbir tartışma ve karar sözde kalmayacak şekilde hareket ediyoruz. Bu konuda bütün birimler üzerine düşeni bağımsız sorumlulukla yerine getirmeye çalışıyor. Erol Zavar Arkadaşla Dayanışma çalışmalarımızı gelişen koşulları dikkate alarak yeniden planlamamız gerekiyor.

Eğitim çalışmalarımız toplantı sonrası gelişme göstermekte. Uzun zamandır ihmal edilen dergi satışında da, saflarımızdaki olumlu havanın etkisiyle, gelişme olmakta. Sarıyer’de geliştirilen olumlu örnek diğer bölgelere de yansıyor. Genel Eğitim Toplantısı’nın ardından aktif arkadaşlarımızın bulunduğu çalışma alanlarında şimdiden daha canlı ve derli toplu duruma ulaştık. Bu havayı devam ettirmemiz gerekiyor.

Dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler mücadelemizi geliştirmek için çok daha fazla olanaklar sunuyor. Dünya; ABD’nin tek egemen emperyalist güç olduğu dönemi geride bırakıyor. Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Güney Kore gibi ülkeler önemli gelişme gösteriyor. Bugüne kadar Batı Bloğu ile birlikte davranmakta olan Japonya da Çin ile yakınlaşma eğilimine giriyor. ABD Emperyalizmi sürekli değişen güç ilişkilerini kollayarak egemenliğini korumaya çalışıyor. Bu anlamda Türkiye’yi özellikle İslami kimliğine ve ordusuna dayanarak Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya’ya kadar geniş bir bölgede kullanmaya çalışıyor.

AKP İktidarı bu süreçte Ilımlı İslam Modeli ile ABD Emperyalizmi’nin bölgemizdeki en aktif yardımcısı olma hedefini önüne koymuş ve bu hususta İsrail ile bile yarışma içine girmiş bulunuyor. ABD; İsrail ile araları açık olan güçlerle Türkiye aracılığıyla temaslar geliştirmeye çalışıyor. Türkiye Oligarşisi -Ilımlı İslam rolü sayesinde- ABD ile sorunu olan devlet ve örgütler arasında köprü olamaya çalışıyor. Suriye, Türkiye ile aktif yakınlığı sayesinde sisteme daha çok kazanılmış durumda. Türkiye’nin İran ile yakınlaşması bu anlamda ABD’nin bölgede daha kolay öngörülebilir ve müdahale edilebilir bir düzen sağlamasına yardımcı oluyor.

Bölgede ABD politikalarının en etkili aracı rolünün arkasında ileride fırsatlar çıktıkça ABD’den bağımsız bir güç olmak hayali de kuşkusuz mevcuttur, ancak hali hazırdaki politika kesinlikle ABD güdümlüdür. Bu durum Türkiye’de hem istikrar hem de istikrarsızlık sebebi oluyor. ABD, Türkiye’de herhangi bir politik gücün kendisinden bağımsız davranacak şekilde kuvvetlenmesini engelleyerek gidişi yönetmeye çalışıyor. Ordudan hükümete ve burjuva siyasi partilere kadar tüm rakip güçler, iktidar mücadelelerinde, halktan çok ABD’ye müracaat etmeye çalışıyorlar.

Türkiye Oligarşisi bu anlamda oynamaya çalıştığı rol gereği İsrail ile de zaman zaman gerginlik yaşayabiliyor. İsrail bölgede Batı’nın astığı astık, kestiği kestik eşkiyası durumunda olduğu için çok tepki topladı. Üstelik karşısında diş geçiremediği bir İran var. AKP İsrail zulmüne karşı İslamcı güçlerin sistem içi savunucusu olmaya çalıştıkça, İsrail buna kızıyor. CHP’si, MHP’si ve ulusalcısı ile AKP karşıtı burjuva güçler ise İsrail ile artan çelişkileri AKP’ye karşı kullanmaya çalışıyor.

İşte bu çok süratli değişen güç ilişkileri içinde düne kadar önünde durulamaz görünen Erdoğan birden bire hızla baş aşağı gitmeye başlayabiliyor. Mesela AKP’nin Kürt barış gönüllülerinin Kandil’den gelmesi sonrası gelişmeleri istediği gibi manipüle edememesi nedeniyle güçler ilişkisi birden bire AKP’nin aleyhine dönebiliyor. Ordu üst yönetimi her ne kadar AKP ile uyum içinde ise de ilişkilerin bozulması her an gündemde. AKP ordu içinde başlattığı temizliği sürekli kılmak istiyor.

Türkiye insanı bu çok hızla değişen dünya ve ülke koşullarında sürekli gergin ve tedirgin. Ayakta kalma stratejisi bireysel arayışlara dayandığı için insanlar zayıf düşüyor ve dayanacak güç arıyorlar. Bu ihtiyaç ya ordudan umut bekleme ya da cemaatlere sığınma şeklinde güç odaklarına teslim olma tutumuna yol açıyor. Fethullahçı Cemaat kapitalist küreselleşme sonucu zayıf düşen insanın dayanışma ihtiyacına yeni-liberal reçetelere uygun sahte çözümler getirerek durumunu sürekli pekiştiriyor. Aydın gençliği ve toplumu sarıp sarmalayan bir örgütlülüğe dönüşüyor. Halk bir yanda milliyetçilik diğer yanda cemaatçilik baskısı arasına sıkışmış durumda. Her iki kamp da dış güçlere dayanıyor. Her iki kamp da sömürücülüğe ve bireyciliğe dayanıyor. Geliştirmeye çalıştığımız Dayanışma ve Eğitim Hareketi ezilen insanın ihtiyaçlarına denk düştüğü için güçlü bir düzen alternatifidir.

İçinde bulunduğumuz süreçten olabildiğince kısa bir dönemde, örgütlülüğümüzü geliştirerek ve kendimize güvenimizi pekiştirerek geçebilmemiz; ülkemizin geleceği hakkındaki devrimci iddiamız açısından büyük kazanım olacaktır.

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir