VİRANŞEHİR’DE BİR EĞİTİM VE DAYANIŞMA PRATİĞİ

Ekim 2012 sayımızda Dikili Belediyesi aracılığıyla hayata geçirilen bir eğitim ve dayanışma pratiğini vermiştik (http://www.odak-direnis.com/wordpress/bir-egitim-vedayanisma-pratigi/). Orada Dikili Belediyesi’nin Van depreminden zarar gömüş çocuklar için Dikili’de yaz kampı hazırladığı anlatılıyordu. Kürt çocuklarıyla Türklerin bu dayanışma pratiğinde karşılaşması Kürtlere karşı önyargıları sarsan etkiler yarattığı ve birlikte yaşama bilincini geliştirdiği belirtiyordu.

Bu sayıda başka dayanışma pratiği haberini vereceğiz. Haber geçtiğimiz yıla ait ama çok ilginç bulduğumuz için bize çok yeni geldi. Konu Urfa Viranşehir’de belediyenin yardımıyla kurulmakta olan bir ”komün yerleşimi”! Haber Eyüp Tatlıpınar’ın Metin Yeğin ile yaptığı 22 Mayıs 2011 tarihinde Akşam gazetesinde yayınlanan söyleşidir. Metin Yeğin bu projenin fikir babası ve yürütücüsüdür: ”Metin Yeğin’in uzun bir hikayesi var; 1980 öncesinde İstanbul’daki gecekondu mahallelerinin kurulmasında çalışmış, 80 döneminde 3 yılını cezaevinde geçirmiş, çıktığında hukuk okuyup avukat olmuş, Cambridge’de sinema eğitimi almış… Son 20 yılını yollarda geçirmiş ve dünyanın hiçbir yerinde dört aydan fazla kalmamış. Gezip gördüğü yerleri, dünya sokaklarının nabzını yazılarda, kitaplarda, belgesellerde anlatmış… Dikkat çekici projesini geçen aralık ayında yolunun düştüğü Urfa’daki Viranşehir belediyesine sunmuş ve sıcak karşılanınca Türkiye’nin ilk komününü kurmak için çalışmalara başlamış… Yeğin’in Viranşehir’in kenar mahallelerinden birinde hayata geçirdiği yerleşim projesi 70 aileyi kapsıyor. İlk aşamada 24 evin tamamlanacağı projede altı yaşından büyük herkes çalışıyor ve neyin, nasıl düzenleneceğine birlikte karar veriyor. İnsanların ev sahibi olmasının yanında önemli diğer bir hedef de dayanışma kültürünün gelişmesi. Başlangıçta böyle bir fikrin hayata geçirilebileceğine Viranşehirliler de inanmazken şimdi yurtdışından bile merakla izleniyorlarmış. Projeden maddi kazancı olmayacağını söyleyen Yeğin, ‘İyi de o zaman niye böyle bir şey yapıyorsun ki?’ türünde sorularla karşılaşıyormuş. ‘Siz mesela futbol oynayıp sakatlanmadınız mı, orada ne kazanıyorsanız ben de onu
kazanıyorum’ sözleriyle cevap veriyor. Yeğin’le kendi hikayesini ve projesini konuştuk.

20 YILDIR YOLLARDA

-Neden yerinizde duramıyorsunuz?

100 yıl yaşama garantimiz olsaydı, onun içinde 25 yıl okula gitme, 25 yıl çalışma son 50 yıl da gezme fırsatı bulabilseydik başka türlü düşünüp hareket edebilirdim. Ama öyle bir yaşam yok tabii. Hemen başlayayım bu gezme işine dedim 20 yıl kadar önce.

-Geçim derdi, vize problemleri…

Evim ve arabam olmadığı için geçim derdim fazla yok. İlk zamanlarda gittiğim yerlerde bulduğum işlerde çalışıyordum. Zamanla çeşitli yayınlarda yazı yazarak, kitap çıkararak, televizyonlar için belgeseller, programlar çekerek de biraz para kazanmaya başladım. Dünyanın her yerinde arkadaşlarım var. Gezmek, geçinmek için öyle büyük paralara ihtiyacım yok. Avukat kimliğim de vize işini kolaylaştırıyor. Bir de galiba kimse artık bir yerde kalacağıma inanmıyor.

-Türkiye’de bir komün kurma fikri Latin Amerika gezinizde mi aklınıza geldi?

Latin Amerika’da alternatif hareketlerle birlikte gezdim. Brezilya’daki topraksız işçilerin büyük arazileri işgal ettiğini gördüm. 13 bin kişinin 21 gün süren 270 kilometrelik yürüyüşüne katılmıştım. Üç milyon kişiye ulaşan büyük bir organizasyonları var, işgal ettikleri toplam arazi Belçika’dan büyük. Orada kendi evlerini yaparlarken aralarındaki ilişki de başka yerde göremeyeceğiniz kadar demokratik biçimde gelişiyor. İşin dayanışma kısmına bakılırsa oradaki örneklere benzetilebilir. Türkiye’de de 1970’li yıllarda gecekondu mahalleleri benzer biçimde yapılıyordu ama orada sonuç olarak sadece barınma hakkı değil, rant değeri de kazanıldı.

-Viranşehir’deki evlerin mülkiyeti orada oturacak kişilere ait olmayacak mı?

Evlerin ve arsaların rant aracı olmasını istemediğimiz için mülkiyeti ailelerden kurulu kooperatife verdik. İnsanlar orada ömürleri yetiyorsa yüz yıl otursunlar, sonra çocuklarına bıraksınlar. Ama başlangıçta herkesin onayladığı sözleşmeye göre satılamaz ya da kiraya verilemez. Boş bırakıldığında ne yapılacağına da kooperatif üyeleri karar verir.

-Klasik komün yaşamı önermiyorsunuz…
Burada her şeyin iç içe  yaşandığı, örneğin gelirin ortak bir  para havuzunda toplandığı bir örgütlenme biçimi önermiyoruz. Niyetimiz dayanışmacı bir yerleşim yaratmak. Evleri birlikte inşa ederken dayanışmacı, demokratik kültürün de gelişeceği bir proje… İşlerin nasıl yürüyeceği çocukların ve kadınların da katıldığı toplantılarda kararlaştırılıyor.

-Başka katılım şartlarınız var mıydı?

İki şartımız vardı. Birincisi katılanların evsiz olmaları. Kirada yaşayanlar ya da çokça rastlandığı gibi bir evde 2-3 başka aileyle birlikte yaşayanlar… İkincisi ortak çalışmaya katılmaları. Çalıştırmak için başka birini tutmadan, işin bir yerinde durup dayanışma ağı içinde yer almaları…

YURTDIŞINDAN GELEN MERAKLILAR BİLE OLUYOR

-Projeniz için neden Viranşehir’i seçtiniz?

Oranın belediyesinin bu projeye açık olması en büyük nedendi. 100 bin nüfusu barındıran, vaktiyle İpek Yolu’nun geçtiği tarihi bir şehir. Herkes proje başladığından beri büyük ilgi gösteriyor. Türkiye’nin diğer yerlerinden de böyle bir projeye katılmak isteyenler çıkıyor.

-Katılmak isteyenlere ne diyorsunuz?

Burada önemli olan, işin başlangıcından itibaren gelişen dayanışma ilişkisi. O tecrübeyi önemsediğimiz için son radan katılımlara açık değiliz. Yalnız deneyimlerimizi isteyen herkesle paylaşıyoruz. Bu proje bittikten sonra başka yerlere bakabiliriz. Lice’den Samsun’a kadar pek çok yerden
meraklı izleyicilerimiz var. BBC’de ve Agence France Press’te haberimiz çıktığından beri yurtdışından mimarlar, mühendisler, meraklılar ağırlıyoruz.

-Ne zaman bitirmeyi öngörüyorsunuz?

Aslında şimdiye kadar büyük kısmının bitmiş olması gerekirdi ama bu yıl daha önce hiç yağmadığı kadar, inanılmaz bir yağmur yağdı. Haziran’ın sonuna doğru önemli kısmını bitireceğimizi düşünüyorum. -Böyle bir proje örneğin İstanbul’da
da yapılabilir mi? Belediyelerin öncülüğünde yapılabilir, neden olmasın? Ama tabii belediyelerin rant önceliğini bir kenara bırakması lazım. Şu andaki anlayışta, kentsel dönüşüm projelerinde asıl amaç rant sağlamak, yoksa insanlara yaşayacakları ev sunmak gibi bir öncelik yok. İnsanlar
da bunu normal karşılayabiliyor. 7 bin liraya 140 metrekarelik ‘lüks’ ev

-Maliyeti ne kadar evlerin? Finans desteği aldığınız bir yer var mı?
Dünyadaki herhangi bir fondan ya da sivil toplum kuruluşundan herhangi bir destek almadık. Sadaka vermek gibi bir niyetimiz de yok. Herkes kendi evinin parasını kendisi karşılayacak. Ama tabii evlerin maliyetleri çok düşük. 225 metrekarelik bir bahçe içinde 140 metrekare ev için 7 bin lira gerekiyor. Şu andaki ilk aşamada yapılan 24 evin toplam maliyeti bir TOKİ konutunun maliyetini geçmez anlayacağınız.

-Neden o kadar ucuz? Dayanıklı mıdır?

Yoksul insanların başlarını sokacakları mütevazı evler biçiminde algılamayın. Bütün Viranşehir’deki en güzel evler olacak buradakiler. Ucuz olmasının asıl nedeni kerpiç elbette. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bilge Işık’ın önerdiği formülle yapıyoruz kerpiçleri. Deprem
testlerinden başarıyla geçmiş bir formüldür. Betonarme evlere göre daha sağlıklıdır; betonarme evde yaşamak başınıza naylon poşet geçirmek
gibidir. Kerpiç evler hava alır, içerisi koku tutmaz örneğin. Dışarıda sıcaklık 50 dereceyse içeride 25 derecedir, dışarısı sıfır dereceyse içerisi 18
derece kalabilir. Betonarme bir evle karşılaştırılamayacak kadar avantajlıdır. Yerler ve tavan ahşap, mutfaklar mermer olacak. Herkese barınma hakkının aslında ne kadar ulaşılabilir bir şey olduğunu göstermek istiyoruz.”

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir