Bursa’da İş Cinayeti: 19 Madenci Öldü

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine 30 km uzaklıktaki Alpagut köyü yakınlarında bulunan Bükköy Madencilik İşletmesi’ne ait kömür ocağında 10 Aralık 2009 günü akşam saat 19.30 sularında şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlamanın etkisiyle ortalık cehenneme döndü. Patlamaya maden tabakalarını gevşetmek için kullanılan dinamitin yol açtığı söylendi. Yaklaşık 220 metre derinde bulunan kömür ocağında metan gazı sıkışması sonucu meydana gelen grizu patlaması yüzünden 19 madenci yaşamını yitirdi. Patlama sırasında madende 32 işçi çalışıyordu. Göçük altında kalan işçilere madenci arkadaşları yardım etmek istedi. Ancak onlarda gazdan zehirlenerek hastaneye kaldırıldı. Patlama sonrası kurtarma çalışmalarını yürütecek ekip bulunamadığı için madene, saatlerce girilemedi. İşçilere ulaşıldığında iş işten geçmişti. Çalışanların insanca çalışma koşullarından yoksun bırakılması ve aşırı kar hırsı 19 madencinin hayatına mal oldu.

Hayatını kaybeden işçiler maden civarında yaşayan 500–600 TL maaşla çalışan yoksul insanlardan oluşuyordu. Hayatın acımasızlığı bu insanları denetimsiz ve kuralsız üretim yapan maden ocağına inmek zorunda bırakmıştı. Kiminin para biriktirip evlenme, kiminin ev alma ve kiminin de emekli olma hayali vardı. Hayalleri toprak altında kaldı. Geride gözü yaşlı eş, yetim çocuklar ve acılı aileler bırakarak göçüp gittiler.

Patlamada hayatını kaybeden işçilerden Dursun Kaban, işçilerin bir önceki vardiyada gazdan şikâyet ettiğini, ancak vardiya müdürünün çalışmaya zorladığını öne sürmüştü. Bilerek ölüme gönderilen 19 insan ihmalin kurbanı oldu. İşletmedeki eksikliklerin tespit edilip giderilmesi yeterli değildir. Eksikliklerin giderilmesi için makul sürelerle denetimler sürdürülmelidir. Patronun işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yoksun işçi çalıştırmayı sürdürmesi durumunda hayatı tehlike barındıran işletmelerin kapatılması gerekir.

Patlamanın nedeni ölçüm yapılmaması ve havalandırmanın eksikliğiydi. İşçilerin uyarıları dikkate alınıp da ölçüm yapılmış olsaydı metan gazının yükselmiş olduğu görülecek, dinamit patlatılmayacak ve 19 insanımız şimdi yaşıyor olacaktı. Ortada açık bir ihmal vardı. 19 madencinin ölümüne neden olan patlamanın ardından madencilik şirketinin üç yöneticisi “görevi ihmal ve taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek” den tutuklandı. İşletme sahibinin de arandığı söylenmişti. Her nasılsa bulunamadı. Sonra kendiliğinden ortaya çıktı. Madenin patronu ortalık biraz yatıştıktan sonra savcılığa gidip ifade veridi ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

19 işçiye mezar olan patlamanın ardından konuşan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, madenin kapatılmasını isteyenlere gülüp geçtiğini söyledi. Bakana göre 19 işçinin hayatını kaybetmesi gülünüp geçilecek bir olaydı. Bakanı Taner Yıldız’ın, patronun ihmallerine dönük değerlendirmeler yapmak için “Henüz erken” ve “İşyerinin kapatılması için gerekçe yok” demesi AKP hükümetinin aymazlığını, çalışana ve insana bakışını net bir şekilde özetliyor.

19 işçinin yaşamını yitirdiği patlama nedeniyle bir değerlendirme yapan Maden Mühendisleri Odası başkanı Mehmet Torun, Türkiye’de bilim ve teknikten uzak, kuralsız, denetimsiz ve ilkel koşullarda çalışan pek çok maden işletmesi bulunduğunu söyledi. Özelleştirme, taşeronlaştırma, rödovans vs. gibi yanlış uygulamalar nedeniyle kamu madenciliğinin küçüldüğünü anlatan Torun, bunun yerine üretimin teknik altyapı olarak yetersiz, deneyimsiz ve uzman olmayan kişi ve şirketlere bırakılmasının da kazaları artırdığını belirti. Oda tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin riskli maden bölgelerinin haritasının da yer aldığı raporu göstererek Ocak 2009’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bizzat kendisinin teslim ettiğini hatırlatan Torun, patlamanın olduğu maden sahasının da bu haritada “çok riskli” olarak yer aldığına vurgu yaptı. Torun, haritada, “patlama, yangın, göçük, boğulma, zehirlenme” olabileceğini, o alanların “çok riskli” maden alanı kategorisinde yer aldığını aktardı. Önlemler konusunda Bakanlığı uyardıklarını da belirten Torun, çok ciddi tedbirler alınması gerekirken, Mayıs ayında bir denetim yapıldığı ve eksiklikler için Aralık sonuna kadar süre tanındığını hatırlatarak, “Ama ne yazık ki ölümler süreyi beklemedi ve 19 canımızı kaybettik” dedi. Torun, denetim yapan mühendislerin ücretini, denetlemek durumunda olduğu işverenden almasının yanlışlığına da değinerek, “işsizliğin bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, bunun özgür denetimi engelleyeceğini” söyledi.

Mustafakemalpaşa’da yaşanan kaza değil açıkça toplu cinayettir. Türkiye iş kazalarında dünyada dördüncü sırada bulunurken, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır. Her gün ortalama 5 işçi iş cinayetine kurban giderken, 10 işçi kalıcı olarak sakat kalmaktadır. Yeraltı kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında sektörün başında gelmektedir. Türkiye’de taş kömürü üretiminin başladığı 1848’den bugüne kadar binlerce madenci ihmal sonucu hayatını kaybetti ve on binlercesi de yaralandı, sakat kaldı. Gidenlerin yerini aş ve iş bekleyen yenileri doldurdu. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesi kazaları artırdı. Alınması gereken önlemler kâğıt üzerinde kaldı. İş kazalarında genellikle sorumluluk işçilerin ve mühendislerin üzerine yıkılmakta, günah keçisi seçilen bir-iki kişi tutuklanarak toplum vicdanı rahatlatılmaya çalışılmaktadır. Patronların ihmali göz ardı edilmektedir. Yıllardır Tuzla Tersanelerinde, Maden ocaklarında ve diğer alanlarda olanlar ortada. Meydana gelen kazalardan gerekli önlemleri almayan işverenlerin olduğu kadar, onlara göz yuman yetkililer de sorumludurlar. Bu nedenle, benzer acı olayların bir daha yaşanmaması için acilen alınması gereken önlemlerden bazıları şöyle sıralanabilir.

Kapsamlı bir risk haritası oluşturulmalı, denetimler buna göre yapılmalı, uygun olmayan işletmeler kapatılmalı.

Teknik nezaretçi ve iş güvenliğinden sorumlu Mühendisin ücreti oluşturulacak fondan verilmeli.

İşçi sağlığı ve güvenliği yatırımları teşvik edilmeli.

Denetimden birinci derecede sorumlu olan Çalışma ve Enerji Bakanlıkları, denetim görevlerini tam yapmalı.

Denetim mekanizmaları güçlendirilmeli.

Denetimin özelleştirildiği ve ticarileştirildiği, iş güvenliği Mühendislerinin görev, yetki ve sorumluluklarını net tanımlamayan yönetmelik değiştirilmeli.

Acil eylem planı hazırlanarak, kazaların önlenmesi için çalışmalar yapılmalı.

İş güvenliği kültürü geliştirilmeli.

Maden işletmelerinde yeterli maden mühendisi istihdam edilmesi sağlanmalı, denetimi yapılmalı.

Her vardiyada daimi olarak Maden Mühendisi bulundurulması zorunlu hale getirilmeli.

Kategori: Haber, Türkiye



Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site