Ölümler Madencinin Kaderi mi?

Toplumun gözleri önünde ölüyor madenciler. Yeraltından yeryüzüne ışık taşıyan bu insanlar göçüyor onar yirmişer. Basit koruyucu önlemler bile masraf olarak görüldüğünden önlenebilir kazalar birer cinayete dönüşüyor. Birkaç ay önce Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 19 maden işçinin yaşamını yitirmesinin ardından, Balıkesir’in Dursunbey İlçesi Odaköy mevkiinde bulunan Balıkesir Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan Ortaköylü’ün sahibi olduğu Şentaş Madenciliğe ait kömür ocağında 23 Şubat akşamı meydana gelen grizu patlaması sonucu biri maden mühendisi 13 kişi öldü, 6′sı ağır 20 madenci yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı. Balıkesir ve Bursa bölgesinde yanık ünitesi bulunmadığı için ağır yaralılar İzmir ve Denizli’ye gönderildi. Ağır yaralanan işçilerden biri patlamadan üç gün sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Yaygın işsizlik ve yoksulluk nedeniyle yeraltına inmek zorunda kalan bu insanlara ocaklar toplu mezarları oldu. Evlere ateş düştü. Nice çocuklar yetim, eşler dul kaldı. Aileler acıya boğuldu.

Aynı madende 2006 yılı Haziran ayında meydana gelen patlamada 17 madenci; 24 Şubat 2007’de ise yine grizu patlaması sonucu 3 işçi yaşamını yitirmişti. İlk patlamada olay yerine gelen zamanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, “Madenciliğin tabiatı” demişti.

Bu madenler 11 Aralık 2009 günü 19 işçinin hayatını kaybettiği Bükköy madenlerinde meydana gelen grizu faciasının ardından örnek maden ocağı olarak basına tanıtılmıştı.

Başbakan kazanın ardından yaptığı açıklamada, madenin Çalışma Bakanlığı tarafından 20 gün önce denetlendiğini söyledi. Patlamanın ardından ölenlerin yakınları herhangi bir dava açmayacaklarını söylediler. Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan “vatandaş sağduyulu davrandı” diyerek şikâyette bulunmadıkları için Dursunbeylilere teşekkür etti. Dursunbey’lilerin sağduyusunun kaynağı, ilçenin en önemli iş kapısı olan madenlerin kapanacağı endişesi ve geçmiş dönemlerdeki tecrübelerinde gizli. Maden sahibi Erhan Köylü, 2006’da meydana gelen kaza sonrasında ölenlerin aileleriyle anlaşarak 2,3 milyon lira para vermişti.

Grizu patlaması sonucu 13 işçinin öldüğü Balıkesir Dursunbey’deki Şentaş Madencilik, Maden Mühendisleri Odası’nın raporuna göre çok riskli dokuz bölgeden biri.

MMO sınıflandırmasına göre, çok riskli bölge önlem alınmadığı takdirde ölümcül risk taşıyan patlama, yangın, göçük, boğulma, zehirlenme sonucu çoklu ölüm olasılığına sahip bölge demek.

Oda yetkilileri kaza risklerini ve önlem önerilerini içeren raporlarını 2009 başında enerji bakanlığına elden verdiklerini anlattılar. Rapor özellikle yeraltı kömür madenciliğinin yapıldığı bölgeleri çok riskli ve riskli olarak sınıflandırıyor. Bu bölgelerde çalışan maden işçileri sayısı toplamda 31 bin 200 civarında

Kaza Değil Cinayet

Madencilik sektörüne ilişkin veriler, Türkiye’nin maden kazalarında lider olduğunu ve özelleştirme sonrası maden kazalarının katlandığını ortaya koyuyor.

Madenin sahibi Erhan Ortaköylü, kazanın ardından yaptığı açıklamada, “Allah kimsenin başına vermesin ama biz madenciler bununla yaşamak zorundayız” diyerek, madenlerde iş kazaları ve ölümlerin kaçınılmaz olduğunu ima etti. Hükümet yetkililerinden gelen ilk açıklamalar ise “Denetimle kazaların önüne geçemeyiz” şeklinde sorunun kaynağına inmeyen, hükümetin sorumluluğunu örtbas etmeye yönelikti.

Balıkesir Dursunbey’deki patlama teknik olarak ‘iş kazası’ olarak tanımlansa da özünde bir iş cinayetidir. Aynı madende 3,5 yıl önce 17 işçinin ölümüyle sonuçlanan bir patlama yaşanmış olmasına, madenin yakın zamanda denetimden geçmesine, sendika ve meslek örgütlerinin tüm uyarılarına rağmen yaşanan grizu patlaması, kazadan ziyade bir toplu katliamı andırmaktadır. Madende çalışan işçilerin sendikalaşmalarını engelleyen işveren, sendikalaşan işçileri işten atmıştır. Dahası işçiler, taşeron şirkete bağlı çalışmaktadır. Bu iş cinayetinin de arka planında, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmamış olmasının yanı sıra sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma vardır. Bu patlama, ne ilktir ne de önlem alınmadığı takdirde son olacaktır. Araştırmalara göre Türkiye, madenlerdeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçi oranında dünya birincisidir. Türkiye’de iş kazasında yaşamını yitiren madenci oranı Avrupa ortalamasının 4,5 katıdır. Ne acıdır ki Türkiye, 1999–2006 yılları boyunca işçi ölümlerinin yüz binde 70’in altına düşmediği dünyadaki tek ülkedir. Bu durumun sorumlusu, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayan işverenler ve onlara göz yuman hükümetlerdir; kurulu düzendir.

Türkiye’de son 15 yıllık süre zarfında kömür madenciliği sektöründeki istihdamda kamunun payı gerilerken, özel sektörün payı artmıştır. 1995 yılında özel sektör madenlerinde çalışan işçi sayısı 10 bin 367 iken, bu rakam 2008 yılına gelindiğinde 38 bin 492’ye çıkmıştır. Aynı süreçte özel sektör işçilerinin sektördeki payı yüzde 40,5’ten yüzde 69,6’ya çıkmıştır. Bu rakamlar, yalnızca sigortalı işçileri kapsamaktadır ve özel sektör madenlerinde kayıt dışı işçi çalıştırmanın yaygın bir uygulama olduğu bilinmektedir. Kömür madenciliğinde istihdamın özel sektöre kayması, daha çok işçinin denetimden uzak, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun biçimde, düşük ücretlerle, ağır çalışma koşulları altında kölece çalışmasına yol açmıştır. Ocaklarda sık sık patlamaların meydana gelmesi ve toplu ölümlerin yaşanması işçilerin kaderi değildir. Kuralsız, denetimsiz ve sendikasız çalışma iş kazalarını toplu cinayete dönüştürmüştür. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri genelde kazalar meydana gelince hatırlanmakta ve bir süre sonra unutulmaktadır. Patronların aşırı kar hırsı, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yatırım yapmamaları ekmek davası için kölelik koşullarında çalışmak zorunda kalan işçilerin hayatına mal olmaktadır. İş kazaları nedeniyle işçilerin hayatları kararırken, patronlar işçilerin kanı üzerinden kasalarını şişirmektedirler. Maden ocaklarında, tersanelerde ve hayatın değişik alanlarında iş kazası adı altında meydana gelen iş cinayetlerini önlemenin yolu; kuralsız, denetimsiz çalışmaya, özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı ortaklaşa mücadeleyi yükseltmek ve dayanışmayı güçlendirmekten geçiyor.

9 Mart 2010

H. Ali Sönmez

'Güncel, Haber, Türkiye

KİTAP OKUMA KAMPANYASI YA DA GÖLE MAYA ÇALMAK

“Kitap Oku, Kanat Vur, Özgür Ol” Payot Okumak gıdadır, okuyan insanlık bilen insanlıktır. — V. Hugo Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır. — Franz Kafka Okumak, kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır. – Hz. Muhammed Yetişen zekâları kitaplarla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkûmdur – Ovid...

Türkiye

KARDEŞLERİM ÖLÜYOR KALBİMİN DOĞUSUNDA

Erkek egemenliğinin sürdüğü toplumumuzda, kadının mücadelesi ve başarısı hemen daima erkeğin gölgesinde kalıyor. Kadının emeği sömürülmeye devam ediyor; “Ben de varım!” diye haykırmak istediği kimliği bastırılıyor; eşitlik mücadelesi ile haklarını bütünlüğü içinde elde etmek için meydanlara çıkması engel...

Kültür-Sanat

Ödünsüz bir Sosyalist Tiyatro Adamı: S.GÜNAY AKARSU

İstanbul Merhaba Gösteri Topluluğu’ndan bir grup öğrencisi S.Günay Akarsu’nun değişik dergi,gazetelerde çıkan yazılarından bir derleme yapmışlar. Kitabın adı “Toplumcu Tiyatroya Adanmış Bir Yaşam: S.Günay Akarsu”. Mitos-Boyut Yayınları’ndan, Ekim 2009 ‘da, ölümünden 27 yıl sonra çıktı bu kitap . Kitap .S.Gü...

Dünya, Köşe Yazıları

HAİTİ: DEPREM, KAPİTALİZM VE PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ

Yaralı bir kuş uçuyordu/ Kanatlarını öyle umarsız/ Son bir gayretle çırparak/ Bir felaket gibi/ Önünden geçip gidiyordu/ Bir felakettir/ Saniyeler içinde/ Göğü yere indiren/ Bir anda /Hayatı bitiren/ Yaralı bir kuş gibi/ Geçip gitmiyor deprem/ Kalbim köle isyanı/ Enkaz altında soluyor/ Haiti’de yaralı kuşlar ölüyor. 12 ...

'Güncel, Türkiye

Erol Zavar Sincan F tipi Cezaevi’nde kansere direnmeye devam ediyor, hala…

Ölümü ektim randevu yerinde beklemekten ağaç olsun… dizelerinin yazarı gazeteci ve şair Erol Zavar Sincan F tipi Cezaevi’nde kansere direnmeye devam ediyor, hala… İnsana, İnsanlarımıza; Aydın, Sanatçı ve Yazarlarımız ile İnsan Hakları Savunucuları ve İlgili Çevrelere Çağrı, Sevgili “Ne olacak bu memleketin ve ‘büy...

'Güncel, Türkiye

DEMOKRASİ OYUNUNA DEMOKRATİK MÜDAHALE

Sistem büyük bir krizden geçiyor. Burjuvazi sınıf hareketinin basıncı ile iki keskin kampa bölünmüş durumda. Bu durumu açığa çıkaran, kuşkusuz, içte sınıf hareketinin bağlaşığı olan ulusal devrimci demokratik hareketin devleti çözmesi ve dışta ise emperyalizmin bölge politikalarına uygun bir konumlanmayı dayatmasıd...

'Güncel, Köşe Yazıları, Türkiye

Deprem Yoksulları Vurdu!

Yine Acı, Yine Gözyaşı! Toplum, 8 Mart 2010 sabaha karşı 04.32′de Elazığ’da meydana gelen 5,9 şiddetindeki depremle sarsıldı. Düzenin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıktı. Merkez üssü Karakoçan ilçesi Başyurt beldesi olan deprem, en çok can ve mal kaybına Kovancılar ilçesine bağlı köylerde yol açtı. Yetkilil...

'Güncel, Dünya, Haber, Kültür-Sanat, Türkiye

GÜNEŞİ İÇENLERİ PARİS’TE BULUŞTURDUK VE O SABAHI UNUTMADIK

Yurtdışında ÖMERLER’i anmayı 2000 yılında ”Bir Türküdür Direniş” gecesiyle başladık. O zaman ne fazla bir çevremiz vardı ne de fazla bir çalışanımız, topu topuna iki arkadaşla çalışmalara başladık; kimi dostlar ’biz kocaman örgütler gece yapmaya cesaret edemiyoruz, siz iki kişiyle nasıl üstesinden geleceksini...

'Güncel, Türkiye

Devrimci, demokratik, ilerici ve yurtsever kamuoyuna

Ülkemiz egemenlerinin devrimci ve sosyalistleri, ilerici ve yurtseverleri, aydınları hedef alan gözaltında kaybetme saldırısı yeni başvurduğu bir yöntem olmadığı gibi ihtiyaç duyduğunda devreye sokabileceği kanlı bir yok etme politikası olarak karşımıza her dönem çıkmaktadır/çıkarılacaktır. Gözaltında kaybetmelere ka...