Yaklaşan Seçimler ve Kürt Ulusal Hareketi

Hamza YALÇIN312448-alexis-tsipras

Haziran seçimleri yaklaşırken Kürt ulusal hareketinin Türkiye solundan güç almaya çalıştığı görülmektedir. Hükümetin yüzde 10 barajını kaldırmaması halinde eğer HDK barajın altına düşerse sorunlar çıkması beklenir. Çünkü HDK’nin arkasında savunma gücüyle, adliyesiyle, siyasi ve yerel kurumlarıyla her hangi bir devletten daha sıkıca örgütlü bir ulusal hareket var. Ulusal hareketin halkla kurduğu ilişkiler onun bütün eylemlerinde halkın desteğini elde edecek şekildedir.
Türkiye solunun bu konudaki tavrı Kürt ulusal hareketinin niteliği ve yönelimleri hakkında mümkün olduğu kadar isabetli bir kavrayışa dayanmalıdır. Ayrıca bu konuda net konuşmak gerekir. Kürt ulusal hareketi Türkiye solundaki takipçilerini de arkasına alarak aleyhimizde kampanya yaparsa bizi zora sokar, gibi endişelerle muğlâk konuşmak olmaz.

Bu hareket halkçı Kürt yurtseverliği üzerinde yükselmektedir. Kürt ulusal hareketi bu halkçı yurtsever temelde çok sıkı disiplinli hareket etmektedir. Kadroları örgüte biat sınırlarında bağlıdır. Hareket, kitlelerle iletişiminde de aynı nitelikte bir bağlılık ilişkisi geliştirmektedir. Liderleri Öcalan söylemde ulus devletlere karşı olduğunu iddia etse de Kürt ulusal hareketi net bir şekilde ulus devlet doğrultusunda ilerlemektedir.Ama Kürt ulusal hareketini tipik bir burjuva milliyetçisi görmek yanlış olur. Örneğin bu hareketin saflarında ne Baas ne de Barzani rejimlerindeki gibi soy, sop temelinde adam kayırmacılık veya yolsuzluk gibi çürüme özellikleri bulunması zordur. Belki o en çok Hizbullah ile benzeşen bir halkçı bir yapıya sahiptir ama Kürt ulusal hareketi yönünü Batı’ya dönmüş olup Batı yanlısıdır. Dinsel referansları esas almamaktadır.

Kürt ulusal hareketi reel sosyalizmin çöküşünden bu yana global bir ideolojiye bağlı değildir. Lider Öcalan bir yandan yeri geldiğinde Mahir’in bayrağını taşıdığını iddia edebilmektedir. Aynı zamanda mahkemede Marksizm’e karşı liberalizmi savunmuştur. Zaman olmuş Kemalizm’e zaman olmuş İslam’ yaklaşıyor görünmüştür. O Türkiye solunun karşısında Mahirci, İslamcıların karşısında Sünni, Alevicilerin karşısında Alevi, AB’cilerin karşısında AB’cidir. Kürt ulusal hareketi bir yandan halkçı yurtsever bir dikta olarak gelişmesini kararlılıkla sürdürürken ve bu amaçla kendi örgütsel çıkarları doğrultusunda devletin çekirdek kurumlarıyla gizli görüşmeler ve anlaşmalar yaparken diğer yandan da PKK lideri Öcalan feminist ve anarşist söylemlere yakınlaşmakta, bir yandan ABD’yle stratejik ortak olmaya çalışırken diğer yandan zaman zaman hala her türlü devlete karşı olduğunu ifade edebilmektedir. Kürt ulusal hareketi bu özellikleriyle Ortadoğu’da disiplinli bir halkçı burjuva rejim kurabilme yeteneğinde olduğunu defalarca göstermiştir. Bu özellikleriyle o Kürt ulusunu birleştirmeye yeteneklidir ve yakın gelecekte Ortadoğu’da çok önemli rol oynayabilir. Kürt ulusal hareketi özellikle Batı’yı esas alan ve ABD’ye yakınlaşmaya çalışan yanıyla Türkiye oligarşisine büyük sorun yaratmaktadır. Eğer Kürt ulusal hareketi Batı karşıtı olsaydı o zaman oligarşinin ona karşı Batılı güçlerden destek alması kolay olacaktı.
15 Ekim 2014 Odak sayılı Kobane Düşse Bile Direniş Sürecek başlıklı yazımızda Kürt ulusal hareketinin Kobane direnişindeki başarılarını uzun vadeli yaklaşımlarla yeni ittifaklara çevireceğini öngörmüş ve şunları yazmıştık:
PKK, Kobane direnişiyle bölgede önemli bir güç olduğunu kanıtladı. Bu durumda önümüzdeki süreçte özellikle ABD ve AB’nin de desteğini almaları olasılığı artıyor. Demirtaş’ın ABD ziyareti ve Kürt ulusal hareketinin liderlerinin açıklamaları bu yönde çabaların ve beklentilerin olduğunu gösteriyor. Suriye devleti IŞİD’e karşı mücadelede zaten Kürt ulusal hareketinin bağlaşığı durumundaydı.
Kürt ulusal hareketi gerek bölgede gerekse de Türkiye’de dinci gericiliğe karşı olan güçlerle daha güçlü ilişkiler kurmaya çalışacaktır. Türkiye solu ile Aleviler bu güçlerin başında gelmektedir.
Gelişmeler bu yönde gidiyor. Kürt ulusal hareketinin sözcülerinden Cemil Bayık savaşa son vermek için ABD’nin hakemliğini istedi. Bayık aynı zamanda Almanya’ya da Rusya’ya enerji bakımından bağımlı olmamak için kendisiyle ittifak yapmasını önerdi.
Kürt ulusal hareketinin kitleleri Kobane ile dayanışmaya çağırdıktan sonra yaşanan eylemler Kürt ulusal hareketinin mevcut koşullarda Erdoğan’ı düşürebilecek güce sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Mevcut koşullarda ne ABD ne de Avrupa Türkiye’yi eskisi gibi desteklemeyecektir. Kürt ulusal hareketi bütünlüğünü koruduğu sürece büyümesini sürdürecektir.
Kürt ulusal hareketi, yukarıda belirttiğimiz gibi, bir yandan söylemde liberalizm, feminizm ve anarşizm gibi ideolojilere müracaat ederken pratikte gerek örgüt işleyişinde gerekse de kitlelerle ilişkide en sıkı merkeziyetçilik ve manipülasyon çizgisinde ilerlemeye devam etti. Bugün PKK’de kadrolar ve taraftarlar örgütün her dediğini sorgulamaksızın kabul edebilecek bir ilişki içinde yetişmektedir. Halk da o şekilde eğitiliyor. Bu merkeziyetçilik Kürt ulusal hareketine muazzam bir güç kazandırıyor ve o güçten etkilenenler çok oluyor. Türkiye solunun bir kısmı Kürt ulusal hareketinin doğrudan doğruya yedeğinde giderken onunla en çok sorun yaşayan Cephe çizgisinin bile ulusal hareketin pedagojisinden, onun manipülasyona dayanan iletişim tarzından, örgüt içi şiddet anlayışından ve hatta eylem çizgisinden çok etkilendiği görülmektedir. Bu etkilenme de Cephe disipliniyle sorunlar yaşayanların Kürt ulusal hareketine yakınlaşmalarını kolaylaştırmaktadır. Kürt ulusal hareketi hem soldan hem Sünni inançtan hem Alevi kesimden hem dünya ilerici hareketlerinden hem de Batılı güçlerden birden destek almaya çalışmakta ve bu konuda başarılı olmaktadır.
Şimdi Kürt ulusal hareketi seçimlerde gireceği ittifaklarla gücünü artırmaya çalışıyor. Türkiye solunun bir kısmı HDK çatısı altında Kürt ulusal hareketinin yedeğinde gitmektedir. Kürt ulusal hareketi Türkiye solunu yedeklemeye çalışıyor olsa bile onunla ittifak yapılabilir. Yeter ki Türkiye solu, AKP ile Kürt ulusal hareketinin anlaşmalarının aleti olmasın ve kendi bağımsız gelişmesini gözetebilsin. Bunun için de Türkiye solundan örgütlerin ve özellikle Birleşik Haziran Hareketi bileşenlerinin bireysel çıkarları veya grup çıkarlarını değil solun genel çıkarlarını temel alarak davranması gerekir.
Yunanistan’da Syriza’nın seçim zaferi Türkiye solundan bir kısım çevreleri, Kürt ulusal hareketini ve bazı CHP çevrelerini bir hayli heyecanlandırmış görünüyor. Türkiye’nin kendisine özgü şartları var. Syriza’nın zaferinin Yunanistan solunu ne derece geliştireceği bir yana, seçim yolu Türkiye solunun gelişmesi için Yunanistan’daki gibi uygun değildir. Ama seçimlerin devrimci mücadelenin gelişmesi için değerlendirilmesi gerekir.
Yaklaşan seçimlerde Türkiye solu ile Kürt ulusal hareketi ve bir de CHP içindeki sol kesimler arasında kurulacak bir seçim ittifakı Türkiye’de ilerici güçlerin gelişmesine yardımcı olur. CHP genel merkezini ise Aydın Doğanları, Mansur Yavaşları ve Ekmeleddinleri ile baş başa bırakmak gerekir. Kürt ulusal hareketinin ulusal sorunun çözümünü sistem içinde arıyor olması Türkiye solunun gelişmesi için önemli riskler oluşturuyor. Ancak Kürt ulusal hareketi bu niteliğine rağmen çok önemli bir sol güçtür.

,
5 comments on “Yaklaşan Seçimler ve Kürt Ulusal Hareketi
  1. IŞİD KİMDİR; NEDİR; NASILDIR; NEREDEN GELMİŞTİR; NEREYE GİTMEK İSTİYOR Kİ (?)

    Orta Doğu’da İnsanlık Tarih’ini İnsan Ve Toplum üzerinden değil de; Bütün Basra Bölgesine Dünya’nın En Fazla Ve En Kıymetli Doğal Bir Petrol Varili aklıyla ve gözüyle bakan ilk kişisi , KRAL SADDAM HÜSEYİN’Dİ (!) Kuveyt’i de bunun için işgal etmişti. Fakat ABD & AB BATI İTTİFAKININ liderliğindeki BATI EMPERYALİZM’İ & BATI KAPİTALİZM’İ bu duruma müdahale ederek, IRAK’I bölme pahasına SADDAM’IN gerçekleştirdiği KUVEYT müdahalesini ve işgalini durdurmuşlardı, bastırmışlardı !…

    Bugün de TEMEL MESELE budur ve aynıdır !

    Şu anda bile, ORTA DOĞU İNSANLIK TARİH’İNİ insan ve toplum üzerinden değil de, petrol üzerinden ve petrol için okuyan, kuran, yapan ve gerçekleştiren her kim olursa – olsun ya da hangi güç olursa – olsun, hatta bu gücün ve kuvvetin öz gücü DEVLETLİ ya da DEVLETSİZ nasıl olursa – olsun; bilinsin ki & tanınsın ki IŞİD’İN ta kendisidir (!)

    İşte PETROL ÜZERİNDEN ve PETROL İÇİN BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ adı altında ” ORTA DOĞU’NUN GERÇEK TARİH KADERİ BÖYLE KURULMUŞTUR, BÖYLE DE GERÇEKLEŞTİRİLMEK, YAPILMAK VE TAMAMLANMAK İSTENİYOR (!)

    Orta Doğu’nun hangi ülkeli ya da ülkesiz sınırları içinde olursa – olsun, ister bu bölgenin gerçek tarihsel adı SURİA olsun, ister TÜRKİYE olsun, ister İRAN olsun, ister IRAK olsun, ister KUVEYT olsun, ister KATAR olsun, ister LÜBNAN olsun, ister ÜRDÜN olsun, ister AMMAN & UMMAN olsun, iste YEMEN olsun, ister MISIR olsun, ister LİBYA olsun, ister FİLİSTİN olsun, ister KÜRDİSTAN olsun, … BU GERÇEK ANLAMDA, GERÇEK ALGIDA, GERÇEK TANIMDA VE GERÇEK DEĞERDE; NE BİR HAK VE NE DE BİR ÖZGÜRLÜK DAVASI DEĞİLDİR; BU GERÇEK BİR KEMİK KAVGASIDIR & PETROL SAVAŞIDIR (!)

    IŞİD EMPERYALİZM’İN & KÜRESEL KAPİTALİZMİN ÜRETTİĞİ VE DÜNYA’NIN TAM DA ORTASINA SALDIĞI KENDİSİNİN İÇ SAFRASI DIR; İÇ ZEHİRİDİR & DIŞ ZAHİRİDİR; İÇ ZİFRANIDIR; İÇ KİRİDİR & DIŞ TEMİZLİĞİDİR; İÇ ARTIĞIDIR & DIŞ FAZLASIDIR; İÇ BOŞALTIM ARTIĞIDIR & ŞIMARIK VE BUDALA BİR TERÖRİST SAVAŞ GRUBUDUR & KARANLIK VE KARA BİR TERÖRİZM HAREKETİDİR (!)

    BASRA KÖRFEZİ BU DÜNYANIN KÜRESEL ÇAPTA EN DERİN, EN BÜYÜK VE EN DEĞERLİ DOĞAL BİR PETROL VAR İLİDİR (!) KİM TAKAR ÜZERİNDEKİ & ÜSTÜNDEKİ HER ŞEYİ; DİYE GİRİŞİLEN BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİNİN ” YAVRU VATAN DOĞUMUDUR; DOĞURMASIDIR IŞİD … (!) BU GERÇEK; YANİ IŞİD GERÇEĞİ İŞTE BUDUR (!)

    Şahin KANBUR & ( 08 AĞUSTOS 2014 ) – YENİDEN : ( 08 ŞUBAT 2015 )

    **(!)**

  2. Bazı insanlar ” güç fetişizmine ” inanırlar, bazı insanlar da ” güç fetişizminden ” korkarlar.

    Suyu kesilen balık – balıklar her canlı gibi ölür – ölürler.

    Eşeği dama çıkarmayın, çünkü bir daha onu aşağıya indiremezsiniz (!)

    Şahin KANBUR & 21 Şubat 2015

    **(!)**

  3. HAYAT ÖĞRETİR, FAKAT MÜHİM OLAN BU TARİHİ GERÇEK OKUMAKTIR (!)

    Irak’ta ” SADDAM ” sonrası yaşanan bu gerçeklerden ve bu ” GERÇEK DURUMDAN ” sonra, Irak’taki bu reel ve rasyonel son duruma baktığımda; ” SADDAM’IN ” kendisinin, ” SADDAM SONRAKİLERİNDEN ! ” daha ” DEMOKRAT ” ve daha ” İNSANCIL ” olduğuna ” TANIKLIK ” & ” ŞAHİTLİK ” ettiğime inanmaya ve hissetmeye başladım.

    Şahin KANBUR & 14 MART 2015

    **(!)**

  4. GERÇEĞİN SİYASETİ VE GERÇEK SİYASET İÇİN, İLK VE ÖNCE GERÇEK İNSAN OLMAK ŞARTTIR (!)

    Bu dünya hiçbir insanın ve hiçbir kimsenin değildir.

    Bu dünya hiçbir insanın ve hiçbir kişinin ne babasının çiftliğidir ne de kendi – kendisinin özel mülkü ve mülkiyeti değildir.

    İnsanlar sırf kendi aralarında yaptıkları işlere, yarattıkları ilişkilere ve kurdukları gruplara, şürekâlara ve fraksiyonlara göre aslında ve esasta siyaset bilimini sürekli bir tarzla ve biçimde hadım etmektedirler ve kısır yapmaktadırlar.

    Bununla da yetinmeyip ve kalmayıp yaptıkları bu işler, yarattıkları bu ilişkiler ve kurdukları bu gruplar, şürekâlar ve fraksiyonlar ile aynı zamanda da insanlığı ve doğayı hem tüketiyorlar, hem kirletiyorlar, hem tecavüz ediyorlar, hem de öldürüyorlar ve yok ediyorlar.

    ‘’ HER SOYTARININ ÖMRÜ KRALI ÖLENE KADARDIR ‘’ (!)

    ÖLÜLERİMİZİN HAK ÇIĞLIĞI, DİRİLERİMİZİN ADALET KILICINDAN KESKİNDİR (!)

    MÜZİK RUHUN DİLİDİR, RUHSUZLARIN İŞİ DEĞİLDİR (!)

    Şahin KANBUR & 13 – 14 Mart 2015

    **(!)**

  5. BU DÜNYADAKİ İŞLENEN BÜTÜN İNSANLIK SUÇLARININ HEPSİNİ DE NEFRETSİZ, KİNSİZ, ÖCSÜZ VE EN DERİN İNSANLIK DUYGUMLA VE RUHUMLA KINIYORUM (!)

    24 Nisan 2015, 20:56

    Bu coğrafyanın kadim halkları soy kıyımına, soy kırımına ve öldürülerek soy tüketimine uğradı.

    Bunların etnik kökünün ya da dini inanç rütüellinin ne olduğu ve nasıl olduğu şahsen kendimi hiç mi hiç ne bağlar ne de zerre nefes ilgilendirmez bile.

    Bu soy kıyımına, soy kırımına ve soy tüketimine uğrayan hangi kadim halk ve etnik tür olursa olsun bu duruşum, bu tavrım, bu tutumum ve bu yürüyüşüm asla farklı olmaz ve değişmez.

    Mesela, Anadolu toprakları gerek kendi özünden ve bağrından doğmuş olan, gerekse sonradan gelmiş ve yerleşmiş olan bütün kadim medeniyetlerin taşıyıcısıdır. Bütün bu medeniyetlerin ve kültürlerin ister ilk doğduğu ve isterse sonradan gelip de burada doğduğu yer olsun Anadolu, her iki gerçek durum içinde bu duruşum, bu tavrım, bu tutumum ve bu yürüyüşüm aynıdır ve eşittir.

    Bu halkların, medeniyetlerin ve kültürlerin farkları, çeşitleri, türleri, renkleri, ırkları, dinleri, dilleri inançları ne olursa olsun ve nasıl olursa olsun bu bir insan olarak kendi özümdür, kendi aslım dır bana göre.

    Tabi ki bu aynı ve ortak olan coğrafyada ve topraklarda birlikte yaşama şansımız ve zenginliğimizin elimizden alınması hem ortak bir kaderimizdir bu, hem de genelde insanlığın ve özelde de bu coğrafyada yaşayan bütün insanların, bazılarının çok büyük kaybıdır bu, bazılarının da çok büyük ayıbıdır bu (!)

    Tabi ki bu kaybetme öyle bir kaybetmedir ki, asla ne dün, ne bugün ve ne de yarın için telafisi olmayan bir kaybetmedir bu.

    O masum insanlar canice ve çıkarlar uğruna katledildi ve katlettirildi.

    Bu coğrafyanın insanlığı kirlendi. Bu kir hiçbir şeyle yıkanarak temizlenemez. Bu kir gözyaşı dökerek geçmez. Bu kir suyla yıkanmaz, yıkanamaz. Bu öyle bir kir ki ve kirlenme ki, kendi öz yüreğini ve ruhunu adasan bile bu hak uğrunda ve bu dava yolunda, yine hiçbir yere ve an’a varamazsın; varamazsınız (!)

    Bu kirlilikten kurtulamadığımız içindir ki hala, fakat farklı zamanlarda aynı tip ve aynı tür katliamlar yapılmaktadır ve sürmektedir hep.

    Ve işte böyle kurulan, yaratılan, üretilen, inşa edilen, öğretilen, paylaşılan ve ilerleyen yalan tarihler ile kandırıldık hep sürekli olarak.

    Ancak Kürt halkının onurlu mücadelesinin kitleselleşmesi ile bu coğrafyanın gerçeklikleri de ortaya bir – bir çıkmaya, saçılmaya başladı.

    Korkunç ve kabul edilmez bir biçimde bu yaşanan ve yaşanmış olan ‘’ bütün tarihi ‘’ her yönüyle ve her tarafıyla değil de, sadece ve yalnızca bunun ‘’ tek tarafıyla ‘’ görenler ve diğer yönleriyle ve taraflarıyla birlikte görmezden gelenler, ( ‘’ özünde kendisini ve kendisinin bu gerçek halini görmezden gelenlerdir aslında ve sadece ” ! ) (!).

    Hep birlikte böyle bir soy kıyımının, soy kırımının, soy kurutmanın ve soy tüketiminin bu büyük ayıbı karşısında ve bu gerçekleşen büyük ayıbı için artık hiçbir şey yapmazsak bile – yapamazsak bile, bu gerçekler ile yüzleşmeliyiz ve eğer masumların ve mazlumların aidiyeti, tarafı, kimliği, kişiliği, halkı, medeniyeti ve kültürü değilsek bile kendimiz, başta bunun için olmak üzere, hem o masumlardan – mazlumlardan ve mağdur olanlardan ve hem de bütün insanlıktan ve insanlığımızdan en derin bir sevgiyle ve saygıyla özür dilemeliyiz; bunun – böyle bir tekrarının olmaması için de ant içmeliyiz (!)

    Tarihsel gerçeklerin ipuçlarını bu kadar geç fark ettiğimiz için de. Sevgili Ermeni halkı, Süryani halkı ve Rum halkı sizlerden özür diliyorum ve varlığınız, sevginiz ve saygınız önünde saygı ile eğiliyorum. Manevi yoksullaşmanın şansızlığını yaşıyoruz hala…

    Ve bu topraklarda sizden sonra da hiç bir huzur yaşanmadı ve katliamların hızı kesilmedi ve sonu gelmedi.

    Kapitalizm bir insanlık suçu, suçudur. Irkçılık da bir insanlık suçu. Umarım bu topraklarda insanların eşit, adil, demokratik, özgür ve huzurlu yaşayabileceği özellikte bir sistem kurulur ve yeniden her renkten insanlar ile bu topraklarda yaşama şansına sahip olur özellikle çocuklar & çocuklarımız.

    BAZI İNSANLAR NESLİNİ ARAR, BAZILARI DA ASLINI (!)

    ÖLÜLERİMİZİN HAK ÇIĞLIĞI, DİRİLERİMİZİN ADALET KILICINDAN KESKİNDİR (!) … /
    İBLİSİN KARI ŞEYTANDA EDEBİDİR, İNSANA İHANETTİR (!) …/

    SEN YÜZÜNÜ GÜNEŞE DÖN, GÖLGEN İSTER GELSİN, İSTERSE GELMESİN (!)… /
    MÜZİK RUHUN DİLİDİR, RUHSUZLARIN İŞİ DEĞİLDİR (!)

    Şahin KANBUR & Yeniden : ( 24 – 25 Nisan 2015 )

    **(!)**

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir