Yarını Bugünden Kurmak İçin..

A. Çağrı Gökçek/07.06.2013-

“Evet, bizler Türkiye’nin kaderini değiştirmek adına büyük ve önemli bir adım attık. Yıllardır istediğimiz dilediğimiz o direniş ruhunu tekrardan kazanmış olduk. Şimdi bu ruhu ülke çapında yaygınlaştırma zamanıdır. Bulunduğumuz her yerde, okulda, işte, mahallede, kısacası her köşede halkayı genişletebilmek için çalışmalıyız. Bu çalışmayı yürütürken halkın taleplerini önemseyerek hareket etmeliyiz. Şunu bilmeliyiz ki halkın söz sahibi olmadığı hareketler kalıcı olamazlar. Halka nesne gözüyle bakmadan, herkesin birbirinden öğrendiği, birbirine karşı sorumluluk duyduğu bir dayanışma örmeliyiz. Bunun için ilk olarak da bulunduğumuz bölgelerde halk komiteleri kurabiliriz.”

Türkiye, geçtiğimiz ayın sonlarına doğru büyük bir direniş örneğine ev sahipliği yaptı. Türkiye halkları yine önemli bir mücadele pratiği sergilediler. Başta çevre duyarlılığı üzerinden ortaya çıktığı düşünülen bu halk hareketi, aslında bir baskının ürünüydü. AKP iktidarının insanların özel hayatlarına varana dek müdahil olma isteği, yurttaşları sokağa döktü. Sürekli azgınca sürdükleri “ötekileştirme” politikaları, insanları dinine, diline, kültürüne göre ayırarak kutuplaştırma ve bundan nemalanma çabası bu direnişte boşa çıkartıldı. Gezi direnişi bizleri öğrenecek çok şey bıraktı.
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki bu direniş bizlere paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte ve örgütlü hareket etmeyi tekrardan hatırlattı. Kimi çevrelerin burun kıvırdığı bu saydığım kıymetli hususların önemini bir kez daha görmüş olduk. Başta Gezi Parkı’nda olmak üzere insanlar, direniş süresince paylaştılar, dayanışma içine girdiler. İnsanlar, orada tam anlamıyla komünal bir yaşamı deneyimlediler. Kimisi ekmeğini, kimisi sütünü, kimisi sigarasını paylaştı. Toplumda yükselen bencilliğe ve bireyciliğe karşı direnişçilerin bu tavrı, çok umut verici görünüyor.

İktidarın tekerine çomak sokarcasına insanlar, bireyciliğin ve bencilliğin yerine samimiyeti, güveni, sorumluluğu ve dayanışmayı koymayı başardılar. Bu durum gerçekten de azımsanmayacak cinsten önem arz ediyor biz devrimciler adına.

Bu hareketin başka bir kazanımı da yeni bir direniş havası yaratması oldu. Bu direnişte hem güldük hem ağladık. Bu topraklar bu tarz bir duruma pek alışık değil. Bizler, ağıtlarla anarız direnişlerimizi. Ancak, bu seferki daha farklı oldu. Bir yandan şehitlerimize ağlarken bir yandan da gülebiliyorduk. Bu direnişin bize kattığı en önemli şeylerden biri de bu faktör oldu. Bu faktör sayesinde direniş daha da kitleselleşerek ülke ve hatta dünya çapında yankı uyandırdı.

Gelelim bu direnişin biz devrimciler açısından ne ifade ettiğine. Bizler, şunu bir kez daha gördük ki sosyalizm mücadelesi meşrudur ve insanlık var olduğu sürece bu mücadele bir şekilde var olacaktır. İnsanlara alternatif bir yaşamın olabileceğini bir kez daha göstermiş olduk. Ülke çapında muazzam bir potansiyel var ve devrimciler de bu potansiyelin ortaya çıkarılmasındaki en önemli etkenlerden biri pozisyonunda. Gezi Parkı direnişi bizlere bir kez daha “halk için, halka rağmen” anlayışının ne kadar da gerçekten uzak bir tutum olduğunu gösterdi. Halkla birlikte verilen bu onurlu mücadele örneği, önemli bir örgütlenme ağı yarattı. Bu ağ, giderek genişletilmeli ve toplumun içine işleyene kadar mücadeleye devam edilmelidir.

BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!

bu daha baslangıcDirenişçiler, sokakta bu sloganı atarken önemli bir noktaya parmak basıyorlardı. Bu Daha Başlangıç! Evet, bizler Türkiye’nin kaderini değiştirmek adına büyük ve önemli bir adım attık. Yıllardır istediğimiz dilediğimiz o direniş ruhunu tekrardan kazanmış olduk. Şimdi bu ruhu ülke çapında yaygınlaştırma zamanıdır. Bulunduğumuz her yerde, okulda, işte, mahallede, kısacası her köşede halkayı genişletebilmek için çalışmalıyız. Bu çalışmayı yürütürken halkın taleplerini önemseyerek hareket etmeliyiz. Şunu bilmeliyiz ki halkın söz sahibi olmadığı hareketler kalıcı olamazlar. Halka nesne gözüyle bakmadan, herkesin birbirinden öğrendiği, birbirine karşı sorumluluk duyduğu bir dayanışma örmeliyiz. Bunun için ilk olarak da bulunduğumuz bölgelerde halk komiteleri kurabiliriz. Şu günlerde bazı bölgelerde Taksim Dayanışması önderliğinde bazı bölgelerde bu tarz çalışmalar yapılmakta. Ama yeterli değil bu çabalar. Bu tarz toplantıların daha da yaygınlaştırılması ve ülke geneline yayılması gerekli. İnsanlar arası diyalogu artıran, bencil ve bireyci tutumu ortadan kaldıran halk komiteleri kurmak gibi çalışmaları önemsemek gerekiyor.

Bu süreçte aynı zamanda iktidardan yükselen milliyetçi ve mezhepçi söylemlere karşı çok dikkat edilmeli. Özellikle de son süreçte yaşanan “barış” süreci ve Suriye meselesinde gelinen nokta, AKP’yi daha da hırçınlaştırdı. Gezi Parkı direnişini bu tarz söylemlerle kırmaya çalışan AKP, bu amacına pek de ulaşamadı. Kısım kısım gerginliklerin yaşandığı kulağımıza gelmişse de halkın büyük bir kısmı bu oyuna gelmeyerek önemli bir tavır sergiledi.

Bundan sonra da AKP, süreci kendi lehine çevirebilmek ve ülkeyi kendi çıkarları doğrultusunda rahat bir biçimde yönetebilmek için elindeki milliyetçilik ve dincilik kozlarını kullanacaktır. Bu süreçte bize düşen görev, saflarımızdaki diyalogu artırmak ve süreçte olabildiğince sakin ve emin adımlar atabilmek olacaktır. Hedeflerimize emin adımlarla yürümeliyiz. Hiçbir zaman şüpheye düşmeyelim. Biz kendimizi ne kadar güçlü hissedersek o kadar hedefe yakınız demektir. Devrimciler olarak teslimiyete yer vermeyelim. Yaşadığımız her gün direnmeye devam edelim. Ufuktaki zafere doğru emin adımlarla yürüyelim.

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir