YÖK’ÜN İYİ NİYETİ!

Eda Şanlı-13/10/2013-

Hükümete bağlı YÖK; “özel öğrenci” statüsü ile Suriyeli öğrencilere yeni bir kararname çıkardı. Suriyede olan olaylara duyarsız kalamayacaklarını açıklayan YÖK başkanı Çetinsaya; eğitimleri yarıda kalan Suriyeli öğrencilerin, öğrenimlerine istedikleri üniversitelerde devam edecebileceklerini açıkladı. Hükümetin bu gözyaşartıcı “iyilikseverliği”ne az ilerde değineceğiz.

Herkesin eğitim hakkına sahip olması gerektiğine inanıyor ve bunun anayasal bir hak olduğunu biliyoruz. Suriyeli öğrencilere karşı bu denli sorumluluk içinde görülen hükümetin kendi ülkesindeki öğrencilerine karşı duyarsızlığı ilginçtir.

AKP iktidarı ile eğitim sistemimiz her geçen gün gericileşmektedir. AKP hükümeti bugün okullarda bilimsel, özgür ve yaratıcı eğitim yerine “dindar nesil” yetiştirmek için çeşitli düzenlemeler yapmaktadır. Yap-boz’a dönen eğitim müfredatı neredeyse her yıl değişiyor. Değişen bu müfredat içinde öğrenciler üniversiteye girebilmek için, geneli Cemaat’in elinde bulunan özel dershanelere yönlendiriliyor.

Başbakan ve birçok bakanın çocukları çeşitli burslarla yurtdışında eğitim alırken, birçok emekçi dişini tırnağına takarak çocuklarının dershane parasını ödemeye çalışıyor. Gelecekleri bir sınava bağlanan öğrenciler ise, ilkokuldan başlayarak en yakın arkadaşlarıyla rekabet haline sokuluyor. Birçok öğrenciyse bu yükü kaldıramayarak intihar ediyor.

Bununla da kalmıyor, her sene yaklaşık 1 milyondan fazla öğrenci sınava giriyor. Bu öğrencilerden sadece ortalama 75 bini üniversiteli oluyor. Sınavda başarısız olan büyük çoğunluk ya vasıfsız işçi olarak ucuza çalıştırılıyor ya da tekrar dershanelere gidiyor.

Üniversiteli olan öğrenciler ise üniversiteye girdikten sonra yurt-ev, ulaşım, harç gibi birçok problemle karşılaşıyorlar. Öğrenciler maddi problemi çözmek için devletten sonra ödemeyi taahhüt eden yardım kredisi alıyorlar. Yani öğrenciler üniversiteli oldukları ilk yıldan itibaren devlete karşı borçlanmaya başlıyor. Üniversitelerdeki bu durumdan şikayetçi olanlar sadece öğrenciler değil. Birçok asistan ve öğretim görevlisi de benzer problemlerden dert yanıyor. Kadro verilmediği için sözleşmeli olarak çalışmaya zorlanan asistan ve öğretim görevlileri aynı zamanda AKP yandaşı rektörlerin baskılarına dayanmak zorundalar. Aksi halde bu yandaş rektörler, asistan ve öğretim görevlilelerinin sözleşmelerini tek taraflı fesih edebiliyorlar. Bunun en yakın örneğini Gezi eylemi sınrasında şahit olduk. Marmara Üniversitesi yönetimi, Gezi eylemlerine katıldıkları için, 11 asistanı hakkında soruşturma açtı. Yeditepe Üniversitesi ise eyleme katılan üç asistanını işten çıkardı. Üniversitelerin, demokratik ve bilimsel eğitim sunmaları bir yana insanlar anayasal haklarını kullandıkları için işlerinden atılıyorlar. Bütün bu sorunları görmeyen hükümet bunun yerine Suriyeli gençlerin eğitimlerine devam edememesiyle ilgileniyor.

Binlerce genç; üniversiteli olmak için yıllarca emek verirken, akademisyen olmak için türlü sınav eziyetinden geçerken Suriyeli öğrenciler ise herhangi bir şeye tabi tutulmadan Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitim alacabilecekler. Sadece öğrenci olduklarını belirten bir kağıt yeterli olacak. Bazı öğrenciler öğrenci olduklarını beyan bile etmek zorunda değiller. Gören de sanar ki bu, komşuya karşı büyük bir sorumluluk ve ilgi!

Bildiğimiz kadarıyla Suriye devleti öğrencilerine eğitim hakkı sağlıyordu. Ancak dinci çeteler Suriye’de iç savaş çıkartıp o ülkenin altını üstüne getirdiler. 100 binden fazla insan öldürüldü ve milyonlarca insan oradan oraya ve yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Peki AKP iktidarı Suriye halkını mı savundu?

Suriye halkının büyük çoğunluğu dinci çetelere karşı Esat iktidarını destekliyor. Dinci çetelerin büyük bir kısmı ise dışarıdan gelme. İnsanları testereyle kesip videoya alarak dünyaya seyrettiriyorlar. Alevilerin malları, canları ve namuslarına kasteden bu çeteler Türkiye’de üsleniyorlar. Suriye sınırımız çetelere tahsis edilmiş durumda. AKP bir yandan Suriye halkına kan ağlatırken diğer yandan ise Suriye öğrencilerine iyilik yapıyormuş gibi görünmeye çalışıyor. Türkiye’de barışçı metotlarla yapılan Gezi direnişine katılmak okuldan veya işten atılma sebebi iken Suriye’de insanlık dışı katliamları desteklemek insani sorumluluk oluyor.

Suriyeli öğrencilere dostluk diye sunulan, aslında Suriye halkına düşmanlıktır. Bu düşmanlığı Türkiye öğrencilerinin yüksek öğrenim hakkından alarak yapıyorlar. Bu insaniyet gösterileri aslında Suriye ve Türkiye halklarına karşı açılmış bir mezhep savaşına hizmet ediyor.

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir