YOZLAŞMAYA VE İHANETE KARŞI TAVIRSIZ KALINMAMALI

Hırsızlar Çetesi

Hırsızlar Çetesi

Ramazan Sadıkoğulları Hareketimizin malvarlığını çalması hakkında dergimizde yayınlanan yazıya (www.odak-direnis.com/bir-hirsizlik-alcaklik-ve-ihanet-ornegi/) cevap niteliğinde bir metin yayınladı. Metin hem Odak’ın Facebook sayfasında yer aldı hem de Ramazan’ın kendi sosyal medya hesabından yayınlandı. 7 Haziran akşamı tarihli cevap metnini, Odak sitesinde de yayınlıyoruz. Hemen ardından da açıklamamız var.
Ramadan Sadıkogulları
7 Haziran, 21:35

Desıfrasyonun,ıhbarcılıgın,capsızlıgın ve kalıtesızlıgın ornegı odak
6 hazıran 2017 tarıhlı odak dergısınde avrupa komıtesı ımzalı sahsım ve ıs arkadaslarım hakkında delı sacması ıthamlar ve ıddıalar yazıldı.bu yazıda ıfade edılen ıthamlar ve ıddıaların tek kelımesı bıle gerceklıgı yansıtmamaktadır.basta odak dergısınde cevap hakkımı kullanmak ıstedıgım gıbı aynı yazıyı kendı sayfamda da yayınlayacagım.
Odak dergısınde yazılan bır hırsızlık,alcaklık ve ıhanetın ornegı,yazısı hangı somut verılere dayanıyor.gerek sozlu gerekse yazılı toplantı tutanakları hepımızde mevcuttur.2015 agustos ve 2016 mayıs aylarını kapsayan tartısmalar ve onerıler ortadadır.evet,kurumsal ıhtıyacları karsılamak ıcın yer acılması kararlastırıldı.ama basaramadı kurum.bır noktadan sonra kapat dendı.kapatmıyorum,bu kadar emek,olanak heba edılemez.ben kendım yururum ve kurarım yerı,dedım.tanıdıklarım,dostlarım,selam verdıgım ve bırlıkte calısmaya basladıgımız ınsanların olanaklarını kullanarak yerı kurdum.bıtmedı,yer acıldıktan sonra mulkıyet kurumun,dendı.tum tartısmalarımıza ragmen mesafe katedemedık.anlasmak mumkun olamadı.2016 mart ayında egıtım ve dayanısma hareketı koordınatoru geldı ve konustuk,anlattım ama bır turlu ıkna olmadı.odak dergısındekı yazıda gecen eskı ısyerı ortagım dıye ıfade edılen ınsan da fıkrını belırttı.ozetle*boyle bır yerı acmak ve ısletmek ıcın tum ıhtıyacları,masrafları kurum karsılamalı,arka planda da90 bın euro olmalı kı bır ıhtımal calısabılsın.bu yatırımın gerı donusu de garantı degıl…*dendı.bızde boyle bır para yok,dendı ve kestırıp atıldıkonu.sonradan defalarca konusuldu ve olasılıkları anlattım.ıkna olmadılar.en son 2016 mayıs ayından almanya ya gorusmeye gıttım.tehdıt ve hakaretler dız boyu olmasına ragmen yapıcı olmaya calıstım.yerın kurulmasının kuru halı 30 bın euro nun uzerınde masraf yapıldı.kurum,14 bın 260 euro verebıldı ancak.dıgerlerı borc,harc bulundu.ıkı yonlu teklıf yaptım.mulkıyet kurumun mu dıyorsunuz,gelın,yapılan masrafları,borcları ustlenın ve emegı gecenlerın hakları odensın,hemen devredelım,dedım.ben,kendı kattıklarımdan,5 aylık emegımvb feragat edıyorum,dedım.bızım kımseye borcumuz yok.borc senın borcun ve emegı gecenlerın muhattabı sensın,dendı.bu noktada anlasamayız,dedım.gıt,genclerle konus cevabınızı oyle verın dendı.genclerle konustum vteklıfımı tekrar yazılı olarak ılettım.kabul edılmedı.teklıfımın dıger boyutu da sız cekılın ve elden aldıgımız,kullandıgımız borclar odendıgı gıbı kuruma da 20 bın euro verelım.bu da kabul edılmedı.tartısmalar surdukce ortam gerrıldı.son avrupa komıtesıyle ınternet uzerınden yapılan tartısmamızda ,avrupa komıtesınde cıkıs yolu arama cabasıında olanlara *kabul etmem.ıkı kemık atsın ramazan ve sız de kazbul edın ıstersenız*tarzındakı ıfadelerle olabılecek tum yolları kapatmıs oldu egıtım ve dayanısma koordınatoru.butun bu tartısmalar belgelıdır.
Karsılıklı tartısmalarımızda mesafe katedılemeyınce ıs arkadaslarımdan fehmı ıle aram acılmaya calısıldı bır sure sonra.mart ayında bana fehmı gıtsın,ıstemıyorum onu,buraya yakısmıyor,lumpen bırısı denılırken agustos ayında da fehmı ye ramazan gıtsın.sız orada kalın kar payı da alın*denılıyordu.ıtıbarsızlastırma,bol,parcala,yonet taktıgı son tahlılde basarızız oldu
Sahsıma donuk almanya dakı gorusmemızde ıster cephe ye sıgın,ıster kurt hareketıne sıgın,bunun bedelını odeyeceksın,denmıstı.bu tehdıtle ılgılı cevabımı vermıstım.son odak takı yazıda da polıse guvenme,denılıyor.sımdı bunlardan hangısı gecerlıiyoksa ıkısı ıcın de mı gecerlı.
Meselenın kabaca ozetı boyle.100 lerce sayfayı bulan tartısma tutanakları sozkonusu.tek tek,gun gun yasanan tartısmaları tekrar gozden gecırecegım.bu temelde yazabılecegım seyler oldukca yazacagım.
Meyve veren agac taslanır*mıs.
Odak dergısınde kı yazıda ıtıbarsızlastırma,gozden dusurme cabasının baska bır ornegı de bızım davadan yatmıs,olum orucu da yapmıs,tarzındakı ıbareye ne demelı.ınanılır gıbı degıl…
Benım 25 yıllık kurumsal tarıhıme hakarettır bu.25 yıl boyunca kurumun hıcbır ekonomık olanagını kullanmadım.1 kurus kullanmak zorunda kaldıgım olduysa da ,5 kurus olarak gerı katmısımdır.dısarıdakı surecımde kendı olanaklarımla calısmamı,faalıyetlerımı yuruttum.hapıshane surecımde ıcerıden dısarıya kurumsal ıhtıyaclar ıcın para gonderdım.hapıshaneden cıktıktan sonra da kendı calısmalarımı aıle ve cevre ılıskılerım uzerınden surdurdum.yurtdısına cıkmak zorunda kaldıgımda da kurumun olanaklarını kullanmadım.aıle olanaklarımla yurtdısına cıktım.cıktıgım son gun bıle kurumsal ılıskılerdekı ınsanlara para bırakarak cıktım.dısarı cıktıgım ılk yıllarda dıl bılmıyordum,calısamıyordum.o yıllarda aıhm den aldıgım tazmınatın bır kurusuna dokunmadan yurtıcındekı ılıskılere bıraktım.hıc destek almadıgım gıbı,calısmaya basladıktan bır sure sonra sıstemlı olara her ay 200-500 euro arasıpndaekonomık destek sundum.yurtıcı ve yurtdısından gelen mısafırlerı agırladım.ulkede aranan,yurtdısına cıkmak zorunda kalan bırcok ınsana destegımı ve kapımı actım.daha hangı bırısını soyleyeyım…
Baskı altına almak,ıtıbarsızlastırmak cabanız beyhudedır.butun kurumlar ve kurumsal calısmaların dısında kalan ınsanlar benı bılır ve tanır.bu cabanız prım yapmaz.
Eskı ortagımdıye ıfade edılen seyı anladım.eskı ortagım yok benım.yukarısı oyle bır mantıkla kurulmadı.baska bırsey denemıstık ve tuttu.bunun dısında onu kullandıgım,aldattıgım dogru degıl.bu yerın kurulmasında soyleyebılecegı bırseyı yok.kendı kararlarımızı verebılecek durumdayız.
Isyerındekı calısan ınsanları somurdugumikullandıgım,aldattıgım,haklarını vermedıgımız degerlendırmesı de gerceklıgı yansıtmamaktadır.eskı calısan bır kısım ınsanla sorunumuz elbette var.bunun nasıl bıcım alacagı yakında gorulecektır.
Bıze *selam veren,yakınımızda bulunanlar aynı kategorıde degerlendırılecektır*sozune ne demelı.mevcut durumda bırcok dusmanınız varken ekstradan yuzlerce ınsanı da karsınıza alacagınız goruluyor.
Bana donuk tehdıtlere gerek yoktu.ıstedıgınız an,ıstedıgınız yere gelebılecek durumdaydım.kacan,gocen,saklanan bır durumda degıldım. Bır tel mesafesındeydım.
Internetı,teknolojıyı bılmıyorum.yazımı duzenlemek,redekte ettırmek ıcın de fırsatım yok.mazur gorulmek umuduyla.
Ramadan Sadıkogulları.

YUKARIDAKİ METİN HAKKINDA AÇIKLAMAMIZ

Ramazan yukarıda yazdıklarıyla, işyerinin Hareket adına açılmadığı, ama işyeri açıldıktan sonra Hareket’in oranın mülkiyetine konmaya kalkıştığı iddia ediliyor. Bu, kesinlikle doğru değildir. Hareket, işyeri açıldıktan sonra “mülkiyet kurumundur” gibi bir tartışmaya girmedi çünkü işyeri mülkiyeti zaten “kuruma” yani Hareket’e ait olacaktır, anlaşmasıyla açılmıştı. Ramazan BİZİMLE öyle anlaşmıştı. İşletmenim mülkiyetini bizim adımıza kendi üzerine alacaktı. Sonradan anlaşıldı ki devrimci amaçlarla hareket ediyor görünüp Hareket’i kullanarak kendi işyerini açmayı planlamış. Durum işyeri açıldıktan aylar sonra ortaya çıktı. Tartışınca da bize artık Hareket’ten olmadığını söyledi ve işyerine Hareket adına yatırılan parayı size taksit taksit ödeyelim gidin, dedi.

Ramazan ve “iş arkadaşları”nın devrimci Hareketi dolandırmış, Hareket’in malını gaspetmiş olmalarını açıklamak deşifrasyon ve ihbarcılık değildir. Ne Türk hükümeti ne de Yunan hükümeti onlara bu konuda ceza vermez, olsa olsa ödül verirler.

Bu uzun metni esas olarak böylesi bir tutuma karşı ne yapılır, diye sormak için yayınlıyoruz. Ayrıca ilerici insanları bu konuda uyarmak ve birlikte davranmaya çağırmak amacıyla yazıyoruz.

Daha ayrıntılı bilgi bilgi edinmek isteyen, aşağıdaki satırları okuyabilir.

Yozlaşmaya Karşı Tavırsız Kalınmamalıdır

Ramazan Sadıkoğulları kendisi hakkındaki açıklamamıza verdiği cevapta işyerinin Hareket’in adına açılmadığını, yer açıldıktan sonra “mülkiyet kurumundur”, (Ramazan kurum ifadesi ile kolektifimizi yani Hareketi kastediyor) dediğimizi ve bu konuda bir türlü anlaşamadığımızı yazıyor. Bu ifadeler doğru değildir. İşyeri kesinlikle Hareket adına açıldı. Mülkiyet kesinlikle Harekete ait olacaktı. Ramazan’ın “Tutanaklarda var”, dediği süreç şöyle gelişti.

Avrupa kolektifi olarak Türkiye’deki kültürel vb çalışmalara destek olmak amacıyla, Ağustos 2015 tarihinde işyerleri açma kararı almıştık. Ramazan kararın alındığı tartışmaların içindeydi. Mülkiyet kesinlikle Hareket’in olacaktı.

Yunanistan, işyeri açılması düşünülen yerlerden biriydi. Bu amaçla arkadaşlar araştırmalara başladılar. Ramazan tam o dönemde (2015 yılı Ekim ayı ortasında) çalışmaların koordinatörü ile temas kurarak ve Hareket adına 20 bin avro civarında bir parayla iyi gelir getirecek bir lokanta açma imkanı bulduğunu söyledi ve para istedi. Kendisine o konuda başka planlarımızın olduğunu söylenince bunun zor bulunacak bir imkan olduğunu, işyerinin çok az bir parayla açılabileceğimi, Temmuz (2016) ayından itibaren kesin kara geçebileceğini ve dolayısıyla daha büyük diğer ticari işler için bir dayanak olacağını belirtti.

Koordinatör arkadaş, Ramazan’a önerisini ilgili arkadaşların huzurunda tartışması için olanak sağladı. Ramazan, bizleri ikna etmek için amacının Hareket’i desteklemekten ibaret olduğunu ve bu amaçla kendi mali durumunu riske attığını ısrarla söylüyordu. O sırada Atina’da bir ortaklık ilişkisinde çalışıyordu ve iyi-kötü bir geliri vardı. Yazdıkları gibi her ay kesinlikle olmasa da zaman zaman bize yardım ettiği oluyordu. Kaldı ki biz Ramazan’ın orada kendisini geçindiriyor olmasını dahi başarı görüyorduk. Konuyu görüştüğümüz arkadaşlar isteksiz yaklaşınca Ramazan “Ben fedakarlık edip Hareket’e işyeri açmak istiyorum, beni nasıl desteklemezsiniz?”diye çok kırılmış bir üslupla eleştiriyor ve ısrar ediyordu. Öyle ki bu tartışmalar sorasında bizi zorlamak amacıyla birkaç kez Hareket’le bağlarını koparmakla tehdit etmiş, biz de kendisine o şekilde tartışmanın yanlış olduğunu belirtmiştik. Ramazan’ın düşüncesinin başarıya ulaşması ihtimaline yeterince ikna olamadığımız halde kolektifimizin mali gücünü artırmak için görünen bir inisiyatife şans vermek istedik. İşe başlanması için bir miktar para topladık.

Tarihimizde ilk kez içimizden bir insan tarafından bu şekilde dolandırılıyoruz. Bu işi Ramazan’ın yapması bizi özellikle sarstı. Ramazan’ın devrimci hareketin parasına tenezzül edecek ve hele ki Hareket’in malvarlığını çalacak durumlara düşeceği kanaatimiz yoktu. Kendisi yukarıda “aıhm den aldıgım tazmınatın bır kurusuna dokunmadan yurtıcındekı ilişkilere bıraktım” diye yazmış. Bu iddia doğru değildir. Kaldı ki biz Ramazan’dan öyle bir şey beklemiyorduk, çünkü o dışarı çıktığı dönemde mücadele ilişkilerinin içinde değildi. Ramazan hakkında, hapisten çıktıktan sonra katıldığı devrimci çalışmadaki aşırı tutarsızlıkları nedeniyle çok şikayet gelmiş olmasına rağmen o sonuçta ölüm orucu gazisi olarak bir dereceye kadar değer verdiğimiz bir insandı.

Bazı arkadaşlar Ramazan’ın parasal konularda kendilerine karşı hata yaptığı gerekçesiyle onu bize şikayet etmişlerdi. Bu şikayetlerden birisi Türkiye’de Ramazan’ın yeraldığı bir ticari işten geliyordu. Diğeri ise Ramazan’ın Yunanistan’da “yardım ettim” dediği insanlardı. Şikayetçi olan aileye “Ramazan’ı dürüst biliyoruz, öyle bir şey yapacağını sanmıyoruz” demiştik. Durumu araştırmak için Ramazan’la görüştüğümüzde aşırı alınganlık göstermiş ve bize tuttuğu hesapları tek tek vereceğini söylemişti. Biz de meseleyi sonuca ulaştıracak şekilde ele almak için daha uygun bir zamanı beklemeye karar vermiştik.

Ramazan’ın işyeri için olağandışı motive olması ve bizden sürekli para istemesi nedeniyle işyerinin bize kaça malolacağı konusunda ondan net bir rakam istendi. “Bu iş kaça malolur, bize net bir hesap ver”, dendi. Ramazan belirsiz davranıyordu. Ramazan’ın net rakam vermeyişinden onun duruma hakim olmadığı görüşüne varıldı. Bu yüzden Ramazan’a biraz istemeye istemeye destek veriliyordu. “Hareket’e çalışan bir insan Kolektif’e açacağı işyeri için parayı da kendisi bulmalıdır” diyenlerimiz de oldu.

Ramazan Hareket adına kararlaştırılan işyerinin açılması için öyle ısrarlı idi ki Hareketten borç almış olup da ödemekten uzak duran bir şahsın borcunu ödemesi için sıkıştırılmasını dahi gündeme getirdi. Ne yazık ki kendisi sonradan o şahsın yaptığından daha kötüsünü yapacaktı. Ramazan’a destek olmak için Türkiye’yedeki çalışmalara para göndermediğimiz oldu. O sırada Türkiye’de kültürel bir çalışma yeri açma düşüncemiz vardı. Oraya para göndermemiz isteniyordu. Ramazan, “O iş biraz beklesin, burası kısa zaman sonra para kazanacak, orayı böylece finanse ederiz” diyordu. Ramazan’a mali sıkıntıyı aşmak için işyerini oradaki devrimci hareketlerle ortaklık haline getirmesini önermiştik. Zaten bu konuda teklif yapan gruplar vardı. Dikkat çekicidir, Ramazan o teklifleri ısrarla reddediyordu.

Ramazan para ihtiyacı üzerine sık sık arıyor olduğu için 2016 Mart ayında Atina’ya gidip lokantaya bakmaya karar verildi. Koordinatör Atina’ya gittiğinde Ramazan ona lokantanın KAR PAYINI, Hareket’e dörtte bir düşecek şekilde, dörde bölmüş olduğunu söyledi. Kendisine lokantanın Hareket’e ait olduğu ve kimseye sormadan öyle bir şeyi yapamayacağı hatırlatıldı. O, kolektifin mülkiyetini tehlikeye atmadığını, LOKANTANIN GENE HAREKET’E AİT OLDUĞUNU, ve paraya sıkışmış olduğu için o insanları sadece “kar ortağı” yaptığını söyledi. “Onlara maaş verecek paramız yoktu”, diyordu. Kendisine “Bize sormadan nasıl o kararı verirsin, keyfi davranışları kabul etmediğimizi çok iyi biliyorsun”, dendi. Cevap veremedi.

Yani orada mülkiyet Hareket’e ait olacak diye bir tartışma yapılmadı, sadece “kar payı ortaklığı” hakkında yapıldı. “Kar payı ortaklığı” durumu ya da söylemi ile de ilk kez orada karşılaşmıştık. Sonradan ise, aslında sadece kar ortaklığı değil işletme ortaklığı üzerinde anlaşmış oldukları gibi bir durumla karşılaşacaktık. Nasıl anlaştıklarını bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, Ramazan’ın bize sorma olanağı varken sormayıp öyle bir anlaşmaya girmesi, hem işyerinin kurulması prensibine hem de disipline kesinlikle aykırıydı.

Orada bize “kar ortakları”ndan biri olarak taktir edilen birisi baştan Hareketimize bir taraftar gibi görünen Fehmi idi. Fehmi tartışma sırasında oradaydı ve Ramazan’a sık sık Koordinatör’ün haklı olduğunu söylüyordu. Fehmi’nin sonradan hızla değişecekti.

Ramazan lokanta açmak için sağlık raporunun gecikmesi yüzünden işyerinin mülkiyetini aşçının (Selim) üzerine yaptırdığını söyledi. Ramazan’a hemen mülkiyeti bizim adımıza kendi üzerine almasını, yapamıyorsa bir arkadaşı yollayıp mülkiyeti üzerimize almamız gerektiğini söylendi. Bizi onayladı ve “Mülkiyet kesinlikle Hareket’in (o buna kurum diyordu) olacak, o konuda içiniz rahat olsun” dedi.

Ramazan’ın “kar ortaklığı formülü” hususunda kendi başına karar almış olması, bu işe bakan arkadaşlara danışabilecek telefon vb gibi imkanlara rağmen niye danışmamış ve aylarca haber vermemiş olması garip görünüyordu. Gene de bunları sadece cahillik ve disiplinsizlik görmek istedik. Yapılanın yani işyerinin bize danışılmadan “kar ortaklığı” olarak bölünmesinin çalışma anlayışımıza uymadığı, kabul edilemeyeceği ve böyle bir şey için kendisiyle bozuşmayı asla istemediğimiz daha o gün ona Atina’da net olarak söylendi. Ramazan anlayacakmış gibi görünüyordu. Bizden acilen para istedi. Kendisine orada bin avro verildi ve arkadaşlardan da destek vermesinin tavsiye edileceği söylenip Ramazan ile Almanya’da görüşmek kararı alındı. Atina’dan kendisiyle gayet dostça ayrıldık.

Sonra Ramazan’la konuyu internet ortamında tartıştığımızda “ortaklık” konusundaki görüşünü değiştirmediğini söyleyince Koordinatör ona “Sen hırsız mısın?” diye sordu. Ramazan “Sen hırsız mısın?” sorusu üzerine çok kırılmış ve küsmüş gibi davrandı. Görüşmede hazır bulunan iki arkadaşın eleştirisi üzerine Koordinatör Ramazan’dan yazılı olarak özür diledi. Koordinatör’e çok kırılmış görünen Ramazan orada hazır bulunan diğer iki arkadaşın işyeri konusunda alacağı karara uyacağını ifade etti.

Kısa zaman sonra ise bambaşka fikirlerle geldi. Bizim insanımız gibi değil de çete dediğimiz grubun adına konuşuyordu. Bizimle artık kesinlikle çalışamayacaklarını ve lokantayı ya bizim alıp işyerine ortak yapılan şahısların birikmiş ücretlerini hemen ödememizi ya da orasının kendilerine ait olmasını söyledi. Hareket adına işe yatırılan 20 bin avro parayı lokanta kazandıkça ödeyeceklerini bildiriyordu. Garip bir tutumla Hareket’ten kendi paralarını peşin istiyorlardı. İşyerini onlara kaldığında ise Hareket’in işe yatırdığı parayı bize taksitle vereceklerdi.

Koordinatör arkadaş kendisine “Sen bir hırsızsın, ‘Hareket adına işyeri kuruyorum’ diye bir menfaat çetesi kurmuşsun. Buraya da o çetenin sözcüsü olarak gelmişsin. O insanların bir hakkı varsa onu da sen ödemelisin. Onları biz dolandırmadık. Kendin ise bir şey alamazsın, çünkü bizi dolandırdın. Hiçbirimiz mücadelede iken oraya yatırdığımız emeğin parasal karşılığını talep edemeyiz. Sana da borcumuz yok” dedi. Diğer arkadaşlar ise bize “kar ortağı” olarak taktim edilen iki şahsın birikmiş ücretleri neyse ödeyeceğimizi söyledi ve hatta ANLAŞMA YOLU ARANMASINI istediler. Kararımız o yönde oluştu.

Ancak gerek Ramazan’la gerekse Fehmi ile görüşmelerimiz bir sonuç vermedi. “Ramazan Boğaz Köprüsü’nü satar gibi sizi dolandırmış, orası Hareket’in işyeridir, bu konuda istesek size bir şey dahi ödemeyiz, ama hakkınız neyse ödenecektir”, dendiğinde Fehmi, Ramazan’la birlikte davranacaklarını ifade etti. Başlarda “Gerekirse bir şey talep etmez, ceketimi alır giderim” mesajı yolladığını duyduğumuz Fehmi son aşamada “İsterseniz Ramazan’ı alın sizin olsun, ama işyerini vermeyiz” gibi şeyler söylüyordu.

Ramazan’ın Hareket’i dolandırdığı Fehmi’nin umrunda değildi. Besbelli ki kendisi de o işe ortak olmuştu. Selim de aynı dolandırıcılığa ortaktır. Ortaklar durumu bizden öğrendikten sonra “Yanlış yapıyoruz”, diye birbirlerini ikaz edecek yerde her üçü de Hareket’e karşı çete dayanışmasına girdiler. Fehmi “Ramazan sizi dolandırmış olsa bile biz bu işe birlikte girdik, birlikte davranacağız”, diyordu. Üçünün de birbirlerini teşvik ederek bu işe ortak oldukları görülüyordu.

Hareket sorunu anlamak ve çözmek için uğraşırken Ramazan’ın gururunu incitmemeye çok önem vermişti. Ramazan’a, bu yaştan sonra onuruna HIRSIZ lekesi sürmemesi için çok yardımcı olmaya çalıştık. Bu işi çözmek için ayrıca sol hareketten çok sayıda insanla buluşup görüşlerini aldık ve yardımcı olmalarını istedik. Fayda etmedi.

Sonunda herkes kanaate vardı ki, Ramazan çalıştığı iki kişiyle bize karşı çete haline gelmiş. Birbirlerini teşvik ederek işyerini gasp etmişler. Yaptıklarını da “emek en yüce değerdir” teorileriyle gerekçelendiriyorlardı.

Evet, işyeri Hareket adına açılmıştı. Bu konudaki görüşmelerimizin bir kısmı mail ve sosyal medya yoluyla yapılmış olduğu için kayıtlıdır ve o kayıtları ilgilenen herkese sunmaya hazırız.

Yazımızda devrimci hareketin malını gasp eden bu insanların tecrit edilmesini istedik. Sorunu ikna yoluyla çözemeyince kuvvet yoluna başvurmamak işin bu yolu düşündük.

Devrimci örgütün parasını gasp etmek manevi değerlere çok ağır bir saldırıdır. Hangi siyasi harekete karşı yapılmış olursa olsun herkese karşı yapılmış sayılır. Kaldı ki hiçbir devrimci hareket kendi çevresinde böyle şeylere müsade etmez. Böyle bir saldırıyla karşılaşan hiçbir devrimci örgüt, yozlaşmaya boyun eğmez ve eğmemelidir. Bu yüzden Ramazan’a “Yaptığınızı asla kabullenmeyiz, en mazlum bireyler bile böyle şeyleri kabul etmez, işyerini gerekirse kapatırız” demişizdir. Bunlar tehdit niteliğinde şeyler değil samimice düşüncelerimizdir. Böyle durumlarda cezalandırma eylemi ilk akla gelen çözümlerden biridir. Bu çözümün yanlış olduğunu iddia etmiyoruz. Ancak özellikle saflarımızdaki genç arkadaşlar tarafından ısrarla önerilen bu çözüme karşı duruldu. Konuyu görüştüğümüz devrimci hareketlerin bu konuda bize tek eleştirileri, böyle insanlara karşı niye başka türlü davranmadığımızı yadırgadıklarıydı.

Sorunu çözme yolundaki çabalarımız fayda etmeyince onları dergide afişe ettik. Ramazan’ın “deşifrasyon” dediği, yaptığı hırsızlığın açıklanmasıdır. O devrimci hareketin malını gaspetti. Deşifre ettiğimiz, sadece bu hırsızlıktır. Ama o sanki bir devrimciyi egemen güçler karşısında deşifre ettiğimiz gibi yazmış. Egemen güçler bu yaptıklarından dolayı onlara ceza değil olsa olsa ödül verirler.

Ramazan Odak’ta yayınlanan açıklamasını kendi Facebook sayfasında da yayınladıktan sonra iki “dostu” onu ilginç şekilde savunuyordu. Her iki kişi de “gizli tanık” gibi yazıyorlardı. Yüzüne Mahir Çayan maskesi geçirmiş yani kendi adı yerine Mahir Çayan’ın adını, kendi resmi yerine de Mahir’in resmini koymuş bir şahıs olay üzerinden Hamza Yalçın, Dursun Karataş ve Abdullah Öcalan’a karşı aşağılayıcı eleştiriler yaparak hırsızlık olayına “politik bir özgürleşme” görünümü kazandırıyordu. Toplumsal Gelişme adını almış başka bir “gizli tanık” da “bize küfretmemek için kendisini zor tuttuğunu yazıyordu. Artık eski solculara karışmış örgütsüz insanlardan olduğunu sandığımız bu kişiler merak edip de bizimle temas kurmamış, bize bir şey sormamışlardı.

Burada sözümüz ilerici ve dürüst insanlaradır. İnsan örgütlü mücadeleyi bıraksa bile ilerici değerleri mümkün olduğu kadar savunmalıdır. Kimse böyle haksızlıklara karşı duyarsız kalamaz. Kimse devrimci bir hareketin böyle bir saldırıya uğraması karşısında kayıtsız kalmamalıdır. Tarafları tanıyanlar mümkünse hem Ramazan’la hem de bizimle görüşüp olayı çözmeye çalışmalı, kendisinde aktif yardımcı olacak güç göremiyorsa, o zaman doğrudan yana açıkça tavrını almalıdır.

Ne yazık ki bir kısım insan sorumsuzluktan bir kısmı ise hasmane tutumdan dolayı duyarsızlık gösterdi. Örgütlü mücadelenin dışına düşmüş olmanın kişilerde yaratacağı üzüntüyü anlıyoruz. Ama yaşadığı o üzüntüyü bastırmak için ayrıldığı örgütün kötü durumlara düşmesini ve hatta bir an önce batmasını isteyen, vicdansızlık etmiş olacaktır. Devrimci harekete artık örgütsel bağlarla bağlı olmayanlar sevgi ve vicdan bağını mutlaka korumalıdırlar. Öyle olmalı ki, herkes adımını atarken onları da dikkate almak zorunluluğunu duysun ve kimse Ramazan gibi yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Solda bir sorumluluk ve adalet kültürünün yaratılması sadece örgütlü ve aktif sosyalistlerin değil, gönlü soldan yana herkesin görevidir. Yoksa bir zamanlar mücadelenin içinde yer almış insanlar hem bir yandan boğazlarına kadar pisliğe batar hem de diğer yandan sol değerleri savunuyormuş görünürler. Bu tür ilişkiler toplumda yayılır ve sol hareketi içinden çürütür, onu halkın gözünde itibarsızlaştırır. Bu yozlaşmaya karşı örgütlü-örgütsüz HERKESİN tavır alması gerekir. Sol hareketin bugünkü güçsüzlüğünün en büyük nedeni soldaki ilgisizlik ve yozlaşmadır.

Her sağlıklı toplum sağlıklı insan ilişkilerine dayanan bir kültür yaratarak ayakta kalabilir. Devrimci hareketi dolandırmış, devrimci hareketin parasını, malını özel mülkiyetine geçirmiş insanlar yozlaşmış, düşkün insanlardır. Kendisine sosyalistim, ilericiyim, hümanistim diyen insanlar onlara yakın olamazlar. Sosyalistler, ilerici insanlar böylesi yozlaşmaya sessiz ve tavırsız kalmamalıdır. Tavırsız kalmak onaylamaktır.

Olay devrimci saflarda bir yozlaşma örneğidir. İhanete uğradık. İsteyen durumu bildiği halde Ramazanların yağma sofrasına da katılabilir, onlarla kadeh de kaldırabilir, sosyal medyada onlara beğeni de yollayabilir, onlarla ticari kazançlar da planlayabilir.

Direnişçiler Avrupa

06.06.2017

 

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir